BüyükTorbalı Gazetesi

Aynaya baktım saç beyaz olmuş

Efendim, hükümdarın biri vaktiyle Bağdat’a üç has adamını salmış, durum raporu çıkarsınlar diye. Bir süre sonra bu üç has adam payitahta (başkente, demek istiyor) dönmüş. Her biri gittiği yörede gördüğü durumu anlatmış. Birincisi, herkesin şarap içtiğini, yörenin meyhanelerle, meyhanelerin de insanlarla dolu olduğunu söylemiş. İkinci adam, gittiği yörenin kumarhanelerle, kumarhanelerin de kumar oynayanlarla dolu olduğunu anlatmış. Üçüncüsü de camilerin dolup taştığını, insanların iyilikte, hayırda âdeta yarıştığına tanık olduğunu belirtmiş. Hükümdar bütün anlatılanlara “doğrudur” demiş. Hangisi doğru, diye soran vezire hükümdarın cevabı ise, “Üçü de doğru. Herkes aynasındaki görüntüyü yansıtır” olmuş. Kıssanın hissesi şu : Sarhoş meyhanede, kumarbaz kumarhanede, dindar camide. Bunu anlamak için fazla zorlanmadınız sanırım. Gazetemizin yazarlarından Sayın Özbeyli, böyle başlamış önceki günkü yazısına ve devamında Türkiye’de her şeyin güllük gülistanlık olduğunu, fakat bunları sadece “ayrıntılarda güzellik arayanlar”ın görebileceğini belirtmiş. Kendisi de bu anlattığı toz pembe tablo gibi daima güler yüzlü olan bu arkadaşımızı “ayrıntılarda gizli güzellikleri” görebilen ender kişilerden olduğu için kutluyorum. Bakın neler oluyormuş Türkiye’de. Bilmiyorsanız öğrenin. Devletin bünyesindeki “USA tandanslı (ABD eğilimli, demek istiyor) derin yapılanma tasfiye ediliyormuş. Aslına bakarsanız Türkiye’de neyin tasfiye edilmeye çalışıldığını Fevzi Özbeyli de biliyor, ben de biliyorum.  Ben bu tasfiye tablosunda, katiller Habur’da neredeyse bandoyla karşılanırken, tek silahı elindeki kalemi olan gazetecilerin Silivri’de olduğunu görüyorum. Ankara eksenli, yerli, millî projeler üretiliyormuş. Yani “Yerli Malı Haftası” önemini ve anlamını yitirdiğinden beri yerli ve millî projeler üretiyoruz. Başta Telekom’u ve arkasından diğerlerini her birini kısa sürede maliyetlerini çıkaracakları bir fiyatla “yabancılara” satıyoruz, arkasından da “yerli ve millî” projeler üretiyoruz. Onun için, Meclis’te yaptığı konuşmada, 7 yıldan beri Türkiye’nin neresinde kaç fabrika kurulduğunu soran Yalova milletvekili Muharrem İnce, sorusuna cevap alamıyor. Öğretmenlerin ilköğretim öğrencilerine tatil için “proje ve performans” ödevi  verdiğini söylerseniz haklısınız. Efendim, terör bitince(!) Kuzey Irak sınırımız da açılacakmış. Peki o gün gelince Kuzey Irak’ta durumun ne olacağını kim biliyor? Bölge ile ilgili yeni yeni haritalar şimdiden kimlerin çantasından ve niçin çıkıyor dersiniz? 1915 ten beri Ermeni meselesine ilk defa “neşter” vurulmuş. AKP iktidarına gelinceye kadar bu kadar yoğun bir Ermeni meselemiz olduğunu bilmiyordum. Gereken zamanlarda, gereken cevaplar, olması gereken zeminlerde zaten veriliyordu. “Neşter” den kastınız Ermenistan’la dostluk geliştireceğim derken Dağlık Karabağ sorunu yüzünden dost ve kardeş Azerbaycan’ı küstürmekse hayırlı olsun diyorum. Yoksa, neşterin ucunda sözde Ermeni soykırımı iddialarını kabul etmek olduğuna zaten inanmıyorum. Neşteri attık ama hasta ameliyat masasında daha çok bekleyeceğe benziyor. Sonuçlanmamış girişimciklerin olası olumlu sonuçlarını görüp de sevinmenizden, inanın mutlu oluyorum Sayın Özbeyli. Bir de hangi açılımın hangi başarıyla sonuçlandığını da somut olarak yazabilseydiniz keşke. Gelelim İsrail’deki  konsolos olayına. Yedi düvelin hakkından gelen, daha geçtiğimiz hafta ABD Büyükelçisi’nin  hem de Türkçe olarak “O hepimizin lideridir” dediği Mustafa Kemal Atatürk’ün Cumhuriyet’inde hiçbir dönemde, temsilcimiz olan elçilerin aşağılanmasına meydan verilmemiştir ve verilemez. Bakanlığımızın ve yetkililerin yaptıkları, yapmaları gerekenlerdir. Yapmasalardı şaşardım doğrusu. Sanırım bunun aksini düşünmüyorsunuzdur. Dış dünyadaki saygınlığımız konusunda, “süpürüp deliğe atmayın, kullanın” gafını bunun dışında tutuyorum elbette. Evet, haklısınız. Artık gençlerin elinde dizüstü bilgisayarlar var ve hazır bilgilere zahmetsizce ulaşabiliyorlar. Bir emekli öğretmen olarak dileğim lise mezunu tüm gençlerimizin diledikleri fakültelere yerleşmeleridir. Uzun yıllar yaptığım lise yöneticilik görevimde gördüklerim sizin kadar iyimser olmama izin vermiyor. Oğlunuzun Londra’da okuduğunu yazıyorsunuz. Başarılar dilerim. Yaşadığımız Torbalı’da kaç ailenin kaç çocuğu yurt dışında ve hangi kanaldan öğrenim görebiliyor, araştırdınız mı? Bu eğitim sisteminde kaç öğrencinin ÖSS sonucunda açıkta kaldığını, kazanıp da mezun olan şanslılardan  kaçının iş bulabildiğini görmek için öğretmen olmaya da gerek yok. Genel sınavlarda “sıfır çeken” öğrenci sayısı manşetlerden düşmüyor. Bana, iş aradıklarını söyleyen üniversite mezunu eski öğrencilerimin sayısı giderek artıyor. Bunları göremiyorsanız, korkarım vatandaşın kredi kartı borçlarından, üreticinin perişan halinden, büyüyen dış ticaret açığından, işçi ve memur emeklisine yapılan “astrono-komik zamdan da haberiniz yoktur. Giderek uzayan şans oyunları kuyruklarını da göremiyorsunuzdur mutlaka. Çünkü siz “ayrıntılarda” gizlisiniz. Bunlarsa koskoca “gerçekler”. Son cümlenizi okuyana kadar bu yazıyı yazma niyetim yoktu Fevzi Bey. Hani soruyorsunuz ya : “Ya sizin aynanızdaki görüntüler” diye. İşte onun için yazdım. Aynaya baktım, saç beyaz olmuş. Saygılarımla.

Okunma Sayısı: 105 | Yazdır Yazdır |
mytorbali.com
Translator