Büyük Torbalı Gazetesi

Babalar hep güçlüdür

hikmet-yildirim-bSEVGİLİ Torbalı hemşehrilerim yazılarımın çıktığı tarihten itibaren sizlerin anlayacağı dilden, hem eko-nomi hem de milli bazı duygularımız hakkında yapı-lan doğru ve yanlışları aktardım. Ekonomik gücünüz iyi olabilir, ancak meydana gelen olaylara ve milli duygularımıza karşı yapılan hatalara BİR BABANIN EVLADINA KARŞI DUYDUĞU DUYGULAR gibi bakamazsanız zaten mağlup olmuşsunuz demektir.

Artık ekonomiyi kimlerin idare ettiğini, bir önceki yazımda anlayanlar için yazmıştım. Artık anlayanlar anlamayanlara anlatsın.
Babalar hep güçlüdür. Ama önce MERHAMETLİ daha sonra güçlüdür. Bakın yine anlayanlara son satırlarımı yazıyorum. YIL 1993….! Bilenler vardır Nuh’un gemisinin orada olduğunu söylerler. Hatta bizden olmayan bir millet de bu dağlara bakıp içini çekerler. Ağrı DAĞI gizemli, kalleş, susuz, bağsız bahçesiz Ağrı Dağı…… Rengi hep SİYAH tır karşıdan tepe gibi gözükür, yaklaştıkça law kayaları insanın içerisini yakar. İçinde kayboluverirsiniz. Kimse göremez.

Dar gününde can simidi olmuş, ancak her seferinde inançlı, üzerlerinde küçük çocukların bile selam ve-rip giymeye imrendikleri elbiseli peygamber ocağı çocukları, aldıkları kutsal görev için, görkemli ve gizemli dağlara yolculuk başlayacaktır. O çocuklar-dan birinin annesi kendisine BJK armalı bere ve atkı örmüştür. Göreve gitmeden oğluna verir, üşüyüp has-talanmasın diye. Kolay mı evladını gözünün önünde kâbus dolu o başı devamlı dumanlı yere göndermek. Aslında BJK armasının beyazı çok örülmüştür anne hediyesi olduğu için evladı, beresini takar atkıyı da annesinin yanında boynuna dolar, ama sarılamazlar. Çünkü askerlikte duygusallık hep kaybettirir. Göz yaşlarını içine akıtır ve sakalları artık yaşamaktan ve dertten sanki konuşur gibi yorulmuş ve parlamış o merhametli ve her zaman güçlü babasının ellerini öper. Komutanları ile vedalaşır ve ayrılık saati gelip çatmıştır. Kuşlar dua etmeye başladığı saatlerde 500 kişilik peygamber ocağı çocukları yola koyulurlar.
Gizemli AĞRI DAĞI …. Susuz AĞRI DAĞI…. Merhametsiz AĞRI DAĞI ….!

Evlatlar yolda ….. Babalar kışlada beklemeye başlar-lar. Biri evladın babası sakallı dede, diğeri 500 kişilik kuvvetin babası komutanları. Zaten evladı hep içine atmıştır derdini kederini, ama ayrılırken gözlerinde cenneti görmüş fakat söyleyememiş, boğazına bir şey düğümlenmiştir. Evlatlar ateşe doğru yürü-mektedirler….
Korhan Yaylası….. Korhan Yaylası…. Birden bulutlar sanki haber verir gibi renkten renge girerler. Gri…. Siyah…. Siyahın daha karası…. Onun daha karası….. Sanki bir şeyler olacaktır…. Birden kulak-ları sağır edercesine bir gök gürültüsü, bardaktan bo-şalırcasına yağmur ve siyah kayaların ardında kalleş çılgın kız sesleri, sanki şarkı söyler gibi kurşun ses-leri….. İnsanların önünde ve arkasında insanoğlunu gözetenler vardır ve Allah’ın emri ile onu korurlar. Ve yaratan, peygamber ocağı çocuklarını korumuştu. Yeryüzüne indirdiği yağmur, buna vesile olmuş ancak alın yazısına inan evlatların kahraman Tayfun üsteğmeni şehit düşmüştü. Mustafa Kemal ATA-TÜRK’ÜN, FATİH’İN, KANUNİ’NİN ASKERİ ALLAH’ına kavuşmuştu. Ne güzel ölüm YARAB. Onlarca mermi izi vardı ama kan akmıyordu. Sanki zemzem suyu ile yıkanmış güzelleşmiş, gençleşmişti.
Gece olmuş, bulutların o kara ve koruyucu yüzü yıldızların parlaklığına ve serinliğine yerini bırakmıştı. Evlad, şehid komutanı sabaha kadar üşümesin diye, BJK armalı beresini o nurlu başına geçirip, atkısını da boğazına sardı.

Sabah olmuş sanki kötü bir rüya bitmişti. Ama evladın hala boğazı düğüm düğümdü… Çözemiyordu. Helikopter geldi ve Tayfun üsteğmenin o güzel naşını dağdan aldılar. Su veren kışlasına götürdüler. Her iki baba da şehit cenazesinin gelmesini beklediler o kara haberi getirecek helikopterden şehidin cenazesi inerken, kafasında BJK armalı beresi ve boynunda atkılı bir şehidi görünce o yorulmuş sakallı baba yere yığılıverdi. Artık hiç yorulmayacak…. Artık hiç uykusuzluk çekmeyecek… Artık evlad hasreti ile yanıp tutuşmayacaktı……. Baba, Tayfun üsteğmenin cenazesini kendi evladı zannetmişti. Bir bere ve bir atkı babanın gücünü kırmış MERHAMETİ ağır basmıştı. Allah yerinizi cennet etsin Rus zulmünden kaçıp Türkiye’ye gelen HAFIZ YILDIRIM…..

Evladın adı ise H.Y. Artık Beşiktaş takımını tutmu-yor. Beyaz rengi hayatından çıkarıp artık hep siyah giyiniyor ve hatırladıkça boğazı hep düğümleniyordu. Evet duygusallık yok demiştik. Devlet ile babayı milletimiz hep bir tutmuştur. Siz devlet olarak yukarıdaki baba gibi önce merhametli sonra güçlü olmak zorundasınız. Biz hep beraber ağlayıp hep beraber gülmek zorundayız.

Son sözüm… Allah askerimizi ve komutanlarını ko-rusun. Kalleşlere de son sözüm siz var ya siz.. ULAN aynı Ağrı gibi susuz, boş ve hainsiniz. Ve Babalar…. O MERHAMETLİ, O GÜÇLÜ BABA-LAR, O KOMUTANLAR, O MAVİ BERELİLER, O BORDO BERELİLER, O BAYBURTLU POLİS ÖZEL HAREKATÇI ABİLER yaşadıkça kesinlikle sizler yenileceksiniz ve yok olacaksınız….

…Dedim ya benim gibi bütün evlatların boğazı, ba-zen düğümlenir bazen de hafif gözleri yaşarır…… Teşekkürler PEYGAMBER OCAKLARI ÇOCUK-LARI VE TEŞEKKÜRLER BÜYÜK TORBALI GAZETESİ SAHİBİ VAHAP KARDEŞ.
Artık hoşçakalın.

Etiketler: , ,

Reklam

Powered by PROTEK Teknoloji