SON DAKİKA
Ana Sayfa » YAZARLAR » Mehmet ERGÜN » Büyük Torbalı Gazetesi
mehmet-ergun-b

Büyük Torbalı Gazetesi

BENCE bir gazeteyi anmak için yola çıkmanın iki önemli kriterinden birisi yaşı, yaşlılığı… Diğeri de yaş çetelesinin altında veya üstünde yer bulan ‘nitelik’ çentikleridir…

On beş yaş… Eh fena sayılmaz…

Gündemlerin; siyasal ve sosyal dinamiklerin baş döndürücü hızla değiştiği, kalem tutan ellerin işporta tezgâhlarında pazarlandığı, bugün var olanın bir bakmışsınız birkaç hafta içerisinde yerinde yeller estiği bir dönemde…
Bir yerel gazeteyi başarıyla ayakta tutmak, on beş yaşın rüştüne ulaştırmak azımsanacak bir başarı hikâyesi değil tabi ki…

Basın tarihi içerisinde tek olmanın tadını çıkaran pek çok gazete mutlaka olmuştur ama birçoklarıyla beraber yan yana koşarken bile, tek olduğu zamanlarda verdiği resmi kaybetmeyen çok azdır…

Büyük Torbalı işte bu ender örneklerden birisi…

Ve böyle bir kurumun, böyle bir gazetenin naçizane bir köşesinin konur göçeri olmaktan ayrıca büyük mutluluk duyduğumu belirtmek isterim…

Ben bu on beş yılın hepsinde bulunamadım ama son birkaç yıldır gazetemin yakaladığı çıtayı omuzlayan; gazete mutfağının çok değerli muhabir kadrolarının, sayfa düzenlemesi yapan arkadaşlarımın, büro çalışanlarının, dizgici, baskıcı, gazete dağıtıcısı gibi göz önünde görülmeyen emekçilerinin ve Genel Yayın Yönetmeni Sayın Sevim Olgun’un çalışma ve çabalarını görme fırsatı yakaladım.

Bana sorarsanız benim bu yaş günündeki en anlamlı kazanımın bu…

Ayrıca yazı kurullarının ve yayın politikalarını oluşturanların bana karşı gösterdikleri sabrı da hafife alamam…

Uçuk kaçık yazılarımıza, çam deviren yaklaşımlarımıza, milletin pantolon paçalarının ayakkabılarının altında gevelenmesine karşı gösterdiğimiz sıra dışı çıkışlarımıza…

Yürekten ‘la havle’ çektiklerini bildiğim halde…

Tahammül sınırlarını kendi kadastro sınırlarının dışlarına kadar çekmelerini görüp de böyle bir yazı ailesinin üyesi olmaktan onur duymamak elde değil…

Basın ailesinde her yaş günü yazısında insan biraz da kendi karaladıklarının değerlendirmesini yapar.
Şöyle bir iki adım geriye giderek geçmişin penceresinden geleceğe nasıl el sallanabileceğini kestirmeye çalışır.

Tabi tüm bunlar kendi potasında, kendi öz kaynaklarının içerisinde kalınarak yapılabilirse ancak o zaman bir miktar anlam yükü taşır…

Yazılarıma karşı yine aynı köşelerde yapılan bazen ‘muhteremli’ bazen ‘abili’ vurgulu eleştirilerden hiçbir zaman rahatsızlık duymadım.

Eleştiri havuzunda yıkanmadan, oradan nefes alıp çıkmadan iyi şeyler üretilemeyeceğini bilen birisi olarak, yazı yazmanın tadını çıkarttım.

Gerçek başarı, içerisinde sadece kendi dinamikleri olan başarıdır. Konu   komşu, kıyas – referans gölgesi altında güzellik uykularına yatmak, başarı flamalarını sallamak; ne bileyim biraz topal kalır gibi geliyor bana.

Sanırım ‘Büyük Torbalı’nın’ gücü işte tam bu noktada kendisini daha bir belirgin hale getirmekte…

“Büyüyen Torbalı’nın Büyük Gazetesi” ifadesindeki ‘büyük’ yakıştırmasının Torbalı ayağının büyüklüğü, basının büyümesini ve kamunun önemli bir parçası olmasına lokomotif görevi yüklemektedir.

Gerçekte Torbalı coğrafyası, basın için az bulunur verimli örneklerden bir tanesi…
Başka bir yerde rastlanamayacak kadar çok renkli ‘sosyal’ ve ‘ekonomik’ çerçeveli kareler alabilirsiniz.

Parmağınızı deklanşörden uzak tutamazsınız..

Çarpık sanayileşmeden tutun da, çarpık siyasallaşmaya kadar varan bir dizi ‘az bulunuru’ bir arada görebilirsiniz…

Fırsatı başarı öykülerine çeviren ‘Büyük Torbalı’yı’ tekrar yürekten kutluyorum.