ÇANAKKALE Savaşı sadece Türk tarihi de-ğil yakın Dünya tarihine mal olmuş ve her za-man bizleri gururlandıran bir savaştır. Öteden beri Osmanlı Devletini parçalayarak Türk top-raklarını elde etme hesapları yapan Avrupa’nın büyük devletleri öncelikle İstanbul’a ulaşma-nın yolunun Çanakkale Boğazından geçmek olduğunu biliyorlardı. 1914 Yılında I. Dünya Savaşının başlamasıyla İtilaf Devletleri emel-lerini gerçekleştirebilmek amacıyla İngiltere ve Fransa işbirliğine girmiş ve 3 Kasım 1914 sabahı boğazdan geçme girişimleri ile Çanak-kale Savaşı da fiilen başlamış oldu.
Neden Çanakkale Savaşı… Halen günümüzde varlığımızı ve onurumuzu Çanakkale’de göğüs göğse çarpışan Atalarımıza borlu olduğumuz hissi belleklerimizde yerini almakta ve hiçbir zamanda silinmeyecektir. Gerek Çanakkale Boğazında, gerekse Gelibolu Yarımadasında sergilenen kahramanlık destanı ile tüm Dünya Mustafa Kemal’in askerlerinin büyüklüğünü kabul etmiştir. Her karış toprağının Atalarımı-zın kanlarıyla sulanması topraklarımızın değerini kat ve kat da artırmıştır.
Çanakkale Destanı sırasında şehit ve gazi olan Atalarımızın huzurunda tüm dünya insanı say-gı ile eğilirken, acaba günümüzde sadece ka-palı mekanlarda mecburi törenlerle anmaktan başka ne yapabiliyoruz. Türk neslinin yok edilmeyle çalışıldığı 1914 ile 1922 yılları ara-sında sırf vatanını korumak amacıyla savaşa-rak şehit olan atalarımızın değerlerine saygı-sızlık yapıldığı dönemlerde tepkimizi koyma-ya neden çekiniyoruz? Yıllarca savaşarak ge-çiren bir neslin torunları olarak bizler, bu gün maalesef her hangi bir savaşa gerek kalmak-sızın bu güzel vatanın işgal edildiğini seyret-mekten öteye gidemiyoruz. Dün silahlı güç-lerle işgal varken bu gün finansal güçlerin iş-galinde değil miyiz? Ülke içerisinde yaratılan suni gündemlerin yarattığı tartışmalardan ken-disine pay çıkarmak isteyenlerin inadına, Ça-nakkale’den geçemeyen, İzmir’den denize dö-külenler; bu gün sanayi ve finansal sektörleri işgal etmenin zevkini yaşamaktadırlar.
Çanakkale Savaşı Türk tarihinin en önemli bir olayı olarak kabul edilmesi, şehit olan 250 binin üzerindeki askerimize yakışır anma törenlerini yapılması atalarımızın itibarını ar-tıracaktır. Her aile Çanakkale’de kahraman-lıkların yaşandığı topraklara çocuklarını götür-meli, atalarımızın hangi şartlarda yurdumuzu savunduğunu yerinde görmelidir. Bağımsızlı-ğımızı savunmak, yurt topraklarımızı korumak için yapılan savaşların kutsallığına inanan bir millet olduğumuzu yeni nesil de öğrenmelidir.
18 Mart Perşembe günü Çanakkale Zaferinin yıldönümü… Millet olarak Batı Emperyaliz-min Türk topraklarına sahip olma hesaplarını bozan Çanakkale kahramanlarımızı yürekten analım. Onları hatırlayalım… O gün birkaç dakikalığına da olsa önlerinde saygıyla eğil-memiz bile atalarımızın değerini yüceltecektir. Çünkü bu günleri yaşamamızı başka ülkenin askerlerine değil Türk Askerine borçlu oldu-ğumuzu unutanların çoğaldığı bir dönemin içinden geçiyoruz. Zaman zaman askerlerimi-ze karşı duyulan güven unsurunu zayıflatan düşüncelerin yaygınlaşması, askerimizin tarihte aldığı başarılara gölge düşürmüyor mu?
Sonuç olarak; Çanakkale Zaferi’nin Kah-raman Komutanı Mustafa Kemal askerle-rine “Ben size taarruz emretmiyorum. Ölmeyi emrediyorum. Biz ölünceye kadar zaman içinde yerimize başka kuvvetler ve başka komutanlar geçebilir.” derken askerlerimiz birkaç dakika sonra ölebileceklerini düşün-dükleri halde geriye bir adım bile atmamış-lardı. İçlerinde bulunan bu güç ve iman sa-yesinde bu gün Türkiye Cumhuriyeti toprak-ları üzerinde yaşamaya devam etmekteyiz. Bizlere bu güzel vatan üzerinde yaşama fırsatı veren tüm şehitlerimizi minnetle anar, önlerin-de saygıyla eğiliyorum. Saygılar sunarım.





































