<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>BüyükTorbalı.Com &#187; Mehmet ERGÜN</title>
	<atom:link href="http://buyuktorbali.com/category/mehmet-ergun/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://buyuktorbali.com</link>
	<description>Büyüyen Torbalı'nın Büyük Gazetesi</description>
	<lastBuildDate>Thu, 29 Jul 2010 08:42:34 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Neden ‘hay hay’ demiyeceğim?</title>
		<link>http://buyuktorbali.com/neden-%e2%80%98hay-hay%e2%80%99-demiyecegim/</link>
		<comments>http://buyuktorbali.com/neden-%e2%80%98hay-hay%e2%80%99-demiyecegim/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 28 Jul 2010 05:34:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buyuktorbali</dc:creator>
				<category><![CDATA[Mehmet ERGÜN]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://buyuktorbali.com/?p=13978</guid>
		<description><![CDATA[GÖRÜŞ almak, seçim yaptırmak ayrı şey, dayatmak ve onaylatmak ayrı şeyler…
Biz şimdi “Kabul etmemek,” ya da “Hay hay” demek arasında gidip-gelen, duvarlara çarpıp dönen lastik topa döndük. Tıpkı bundan yirmi sekiz yıl öncesi gibi. Benzer bir biçimde; o gün insanımız önüne konan metnin- bırakın satır aralarını- bizzat kendisini doğru dürüst kavrayamadan “hay hay” denildiği gibi.
Nasıl [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a class="highslide" onclick="return vz.expand(this)" href="http://buyuktorbali.com/system/wp-content/uploads/2009/06/mehmet-ergun-b.jpg"><img class="size-full wp-image-816 alignright" title="mehmet-ergun-b" src="http://buyuktorbali.com/system/wp-content/uploads/2009/06/mehmet-ergun-b.jpg" alt="" width="130" height="150" /></a>GÖRÜŞ almak, seçim yaptırmak ayrı şey, dayatmak ve onaylatmak ayrı şeyler…</p>
<p>Biz şimdi “Kabul etmemek,” ya da “Hay hay” demek arasında gidip-gelen, duvarlara çarpıp dönen lastik topa döndük. Tıpkı bundan yirmi sekiz yıl öncesi gibi. Benzer bir biçimde; o gün insanımız önüne konan metnin- bırakın satır aralarını- bizzat kendisini doğru dürüst kavrayamadan “hay hay” denildiği gibi.</p>
<p>Nasıl mı anladım?..</p>
<p>Bugün birçok kez yapılan değişiklerle, orjina-linden geriye, &#8216;değiştirilemez&#8217; ilk maddeleri ve &#8216;başlangıç metninden&#8217; başka bir şey kal-mamasına rağmen, hala o &#8216;Anayasa&#8217;dan, hala o metinden hoşnut olan bir Allahın kulu yok.</p>
<p>Ki…</p>
<p>O zamanın koşullarını, toplumun yaşadığı ağır travmaları ve sonrasında silah gücüyle temin edilebilen nekahet dönemini en iyi &#8216;biz&#8217; yaşta-kiler bilirler.</p>
<p>Yaşayanlar bilir…</p>
<p>Neyse…</p>
<p>O “hay hay” dan sonra, şimdi başka bir dayat-manın; ambalajı değişik, ancak içerikleri bir birlerini aratmayacak yeni yüzüyle karşı karşıyayız.</p>
<p>Bizim şansımız her iki oldu-bittiye, akıl sağlı-ğımız yerindeyken şahit olmamız.</p>
<p>Bizim şansızlığımız, her iki referandumun a-macının, halkımızın onayını almak değil, ona dikte edilen, kabul etmesi için her türlü sıcak ortamların üretilerek servis edilmesini de aynı sağlıklı gözlerle izlemek oldu…</p>
<p>İkisi de halkın iradesine sunulsa da, ikisinin de içerisinde ne acıdır ki halk yok.<br />
***<br />
Bakın isterseniz bir yere not edin. Şayet refe-randum istenildiği gibi sonuçlanır, &#8216;hay hay&#8217; lar &#8216;hayır&#8217; lar dan bir oy bile fazla çıkarsa, ülkede ne &#8216;darbeci&#8217; ne de &#8216;darbe korkusu&#8217; kalacak.</p>
<p>Tıpkı 13 Eylül 1980 günü sabahı ülkede ne kominist ne de faşist kalmadığı gibi.</p>
<p>Şölenlerle içeri alınanlar, sessiz-sedasız,  birer-ikişer evlerine dönerler.</p>
<p>Egemen güçler, Türkiye gibi geri kalmış ül-kelerin nabzını tutmasını iyi bilirler. Güncel korkular üretip, güncel yöntemleri kulla-nırlar.</p>
<p>Birçok sebebinin yanında, tüm bu çabaların bir tek sonucu vardır…</p>
<p>O da sömürüyü kesintiye uğratmadan sürdürebilmektir…</p>
<p>Biz bu amaç için &#8216;hay hay&#8217; deriz, bu amaç için birbirimizin gırtlağına basarız. Eskilerin deyi-miyle; &#8216;Gayeye matuf&#8217;, yenileri anlayacağı dilde: &#8216;Amaca yönelik&#8217;, bizden istenen şey, bize biçilen rol bu…</p>
<p>Cumhuriyetin fazileti…<br />
Demokrasinin erdemi…<br />
Milletimizin engin sağduyusu…</p>
<p>Geçin bunları…</p>
<p>Hay hay efendim…<br />
Hay hay…</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://buyuktorbali.com/neden-%e2%80%98hay-hay%e2%80%99-demiyecegim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Klima servisi</title>
		<link>http://buyuktorbali.com/klima-servisi/</link>
		<comments>http://buyuktorbali.com/klima-servisi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 24 Jul 2010 05:51:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buyuktorbali</dc:creator>
				<category><![CDATA[Mehmet ERGÜN]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://buyuktorbali.com/?p=13868</guid>
		<description><![CDATA[&#8216;SAFLIK&#8217; insanoğluna mahsus bir özellik.
Yok…Yok…
Artık karar verelim gari, biz harbiden safız.
Birileri bize bir şeyleri dayatınca, önce şaşkın ördek gibi sağa sola bakınırız. Bir yardım, bir medet, “Neler oluyor” a cevap verecek biri-lerini aranırız.
Şaşkınlığımız meraka, merakımız koca-man bir boşluğa dönüşür.
Baktılar tutmadı, “aba altından sopalar” gösterilir. Dayak bu. Hani şu cennetten çıkma olduğuna inandırıldığımız o aşağılayıcı ens-türman. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a class="highslide" onclick="return vz.expand(this)" href="http://buyuktorbali.com/system/wp-content/uploads/2009/06/mehmet-ergun-b.jpg"><img class="size-full wp-image-816 alignright" title="mehmet-ergun-b" src="http://buyuktorbali.com/system/wp-content/uploads/2009/06/mehmet-ergun-b.jpg" alt="" width="130" height="150" /></a>&#8216;SAFLIK&#8217; insanoğluna mahsus bir özellik.</p>
<p>Yok…Yok…<br />
Artık karar verelim gari, biz harbiden safız.</p>
<p>Birileri bize bir şeyleri dayatınca, önce şaşkın ördek gibi sağa sola bakınırız. Bir yardım, bir medet, “Neler oluyor” a cevap verecek biri-lerini aranırız.</p>
<p>Şaşkınlığımız meraka, merakımız koca-man bir boşluğa dönüşür.</p>
<p>Baktılar tutmadı, “aba altından sopalar” gösterilir. Dayak bu. Hani şu cennetten çıkma olduğuna inandırıldığımız o aşağılayıcı ens-türman. “Nush” ile başlayan o ünlü tekerle-me. Falaka bakiyesi post-modern ikna aracı…<br />
Baktınız o da olmadı. Baktınız saflarınız, e-nayileriniz yiğit çıktı…</p>
<p>İşte o zaman, gelsin yeni, can alıcı, adamın yüreğini ta derinlerinden okşayan o büyülü yöntem.<br />
O Türk milletine özgü, yüksek acıma duygusu…</p>
<p>Bu &#8216;yüksek duyguyu&#8217;, &#8216;yüksek yargı&#8217; için de kullanmak lazım. Ne de olsa ikisi de &#8216;yük-sek&#8217; sayılır. Bundan daha iyi ortak nokta mı olur…</p>
<p>Şimdiye kadar bulunan en geçerli yöntem-lerden birisi.</p>
<p>Geçersiniz kameraların karşısına, elinize bun-dan otuz yıl önce zindan köşelerinde yazılmış birkaç mektup alırsınız. Birkaç deste kağıt mendil eşliğinde, referandumun &#8216;özü&#8217; diye takdim ettiğiniz o can alıcı satırları okumaya başlarsınız.</p>
<p>Kameramanlar bir o köşeye, bir diğer köşeye yönelip, en hıçkırıklı etki mizansenlerini, en başarılı mimikleri, kızarmış göz detaylarını yakalamaya çalışırlar.</p>
<p>Vay halimize…</p>
<p>Otuz yıldır anımsamamak için büyük gay-retler sarf ettiğimiz olaylar için, şimdi ağ-lama seansları düzenliyoruz.</p>
<p>Neden ağlıyorsunuz?..<br />
O asılan, işkence gören, yaşamları karartılan insanlara mı ağlıyorsunuz?..</p>
<p>Yoksa bu zavallı millete dayatmaya çalıştığı-nız, içerisinde yaşamsal sakıncalar olan hapı yutturabilmek için, &#8216;mağdurun&#8217; değişik bir sunumunu mu sergiliyorsunuz?</p>
<p>Eğer siz…</p>
<p>&#8216;Mersin&#8217;de bir el arabası üzerinde yaşam savaşı veren bir aile için ağlıyor olsaydınız…</p>
<p>Eyvallah…</p>
<p>Eğer siz…</p>
<p>Kardeşim Mesud diye hitap ettiğiniz bir eş-kiyanın himayesinde yapılan saldırılar sonu-cu, memleketin gençleri birer birer toprağa düşerken, gözyaşlarınızı kontrol edemiyor olsaydınız&#8230;</p>
<p>Ona da eyvallah…</p>
<p>Biz yanınızdaydık.<br />
Hem de millet olarak, beraber.</p>
<p>Sizin anlayacağınız, gözyaşlarınızı bu defa yanlış amaçla akıttınız. İşin samimiyetsizliği insanımızın gözünden kaçmadı.<br />
Bu tutmadı…<br />
Benim küçük bir önerim var:</p>
<p>Siz yine bildik yöntemlere devam edin. Gerçi mevsim yaz. Kömür için vakit daha etkin değil.</p>
<p>Ama bakın havalar sıcak gidiyor. <span class='bm_keywordlink'><a href="http://eniyiklima.com" target="_blank">klima</a></span>…Klima…<br />
Her &#8216;Ev&#8217;e her  &#8216;et&#8217; e bir klima…</p>
<p>Size garanti. Üç paket mendil harcasanız bile bu kadar inandırıcı olamazsınız.<br />
İşinize bakın, denenmiş yöntemler var. Neyinize sizin bilmem kaç küsur sene önce yazılmış acıklı mektuplar için gözyaşları dökmek, yazık değil mi gözlerinize?..</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://buyuktorbali.com/klima-servisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Arkatlı Çarşısı’nda var bir havuz</title>
		<link>http://buyuktorbali.com/arkatli-carsisi%e2%80%99nda-var-bir-havuz/</link>
		<comments>http://buyuktorbali.com/arkatli-carsisi%e2%80%99nda-var-bir-havuz/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 21 Jul 2010 06:03:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buyuktorbali</dc:creator>
				<category><![CDATA[Mehmet ERGÜN]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://buyuktorbali.com/?p=13729</guid>
		<description><![CDATA[Dön baba dönelim…
Adına hızlı değişim denilse de…
Gerçek ismi, hızlı yozlaşma olabi-lir, uzay çağı metodolojisi olabilir, yahut “Ben yaparım olur” dandi-kası olabilir. Bu toz-duman karışık meteorolojik ortamda, siz de ken-dinize özgü isimler bulup, özgün tanımlamalar yapabilirsiniz ve de bizim alnımıza yapıştırılan &#8217;statü-kocu&#8217; yaftasının bir benzerinden siz de bir şekilde nasibinizi ala-bilirsiniz.
Devir değişti. Eskiden değişim isteyenlerin, -toplumu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a class="highslide" onclick="return vz.expand(this)" href="http://buyuktorbali.com/system/wp-content/uploads/2009/06/mehmet-ergun-b.jpg"><img class="size-full wp-image-816 alignright" title="mehmet-ergun-b" src="http://buyuktorbali.com/system/wp-content/uploads/2009/06/mehmet-ergun-b.jpg" alt="" width="130" height="150" /></a>Dön baba dönelim…</p>
<p>Adına hızlı değişim denilse de…<br />
Gerçek ismi, hızlı yozlaşma olabi-lir, uzay çağı metodolojisi olabilir, yahut “Ben yaparım olur” dandi-kası olabilir. Bu toz-duman karışık meteorolojik ortamda, siz de ken-dinize özgü isimler bulup, özgün tanımlamalar yapabilirsiniz ve de bizim alnımıza yapıştırılan &#8217;statü-kocu&#8217; yaftasının bir benzerinden siz de bir şekilde nasibinizi ala-bilirsiniz.</p>
<p>Devir değişti. Eskiden değişim isteyenlerin, -toplumu bulunduğu noktadan daha ileriye götürme talepleri olanların- karşısına statükocular dikilirdi. Bakın Allahın işine, şimdi ise; gelinen noktanın gerisine doğru sırt üstü yüzmenin adına da &#8216; değişim&#8217;, buna karşı çıkanlara da yine &#8217;statükocu&#8217; deniyor.</p>
<p>Önünde-arkasında yer alanlar değişiyor, ama &#8217;statükocu&#8217; değişmiyor…</p>
<p>Tıpkı Arkatlı çarşısındaki havuz gibi. Hani şu  Kubilay Kaplan&#8217;nın Torbalı&#8217;ya yaz mevsiminin geldi-ini  içinde serinleyen çocuklardan anladığı o havuz gibi.</p>
<p>Bu şirin havuzun üzerinde nazlı nazlı dans eden kavuniçi renkli plastik bir şamandıra ve taşmayı önleyen onluk bir pvc dirsek bulu-nur. Bunlar havuzun &#8217;statüko-cu&#8217;larıdır.</p>
<p>Ne zaman ki havuzda su azalıp, o muhteşem görüntüsünden doğal kayıplar meydana gelir, işte o va-kit; işte o kavuniçi şamandıra he-men göreve başlar, havuza takviye su gönderir.</p>
<p>Ve ne zaman ki havuz kapasitesi-nin üzerinde şişer, homurdanır, yalpalamaya başlarsa, işte tam o anda ağzını aç kurt gibi açık tutan onluk pvc dirsek devreye girer. Bir kahraman gibi ortaya atılır, havuzu maazallah,  amansız bir sel-selyap-tan korur.<br />
&#8216;Statüko&#8217; dediğiniz böyle bir şey&#8230;</p>
<p>Şimdi bir de büyük havuza bir bakalım…</p>
<p>Toplumun şamandırası patladı, tahliye borusu çatladı. İş zıva-nadan çıktı.</p>
<p>&#8216;Vatan&#8217; demekten korkar olduk…<br />
&#8216;Türk&#8217;lük aşağılanacak tanımlar arasında hızla zirve yapmaya başladı.<br />
Değişim, değişim diye basbas bağıranların gerçek niyetlerinin Yeni Osmanlı düzeni olduğunun şifreleri okunmaya başlandı.</p>
<p>Bu amaca ulaşabilmek için, hiç-bir şeyden fedakarlık edilemeye-ceği ve her bedelin ödettirileceği-nin karalılığı, dipten yüze doğru çıkmaya başladı.</p>
<p>Kültürel haklar adı altında verilen siyasal tavizler…<br />
“Canım bölünsek dünyanın sonumu olur” a getirilen, zamanı gelmiş &#8216;bıkkınlık&#8217; ve &#8216;çaresizlik&#8217; tabanlı çözüm odakları…</p>
<p>Önce ayrıştırıp, bölüştürme, sonrasında ise düşlerini kurduk-ları, o tüm farklılıkları büyük bir şemsiye altında yeniden top-lama ütopyası…</p>
<p>Resim her geçen gün daha da netleşmeye başladı…</p>
<p>Bir hanedan mensubunun cenaze töreninde maile resim verenler, sadece iade-i itibar peşinde olanlar değil.</p>
<p>Omuza alınan sadece bir tabut değil&#8230;</p>
<p>İçerisinde hala bir ışık parçası aranan külleri yeniden harlatma provaları…</p>
<p>Sonsuza kadar yaşayacağı, yaşa-tılacağı üzerine söz birliği ettiği-miz Cumhuriyet değerlerinin mezarlık yol güzergahı.</p>
<p>Akan kanın da, dayatılan hukuki düzenlemelerin de, görünür de ait olduğumuzu sandığımız &#8216;Avrupa Birliği&#8217; aldatmacasının da, tümü-nün basınç pompası bu. Türkiye için hiç kimse Yirmi beş-Otuz yıl sonrası için plan yapamıyor, her-hangi bir öngörüleri yok. İşin acı yanı, biz kendi topraklarımızda kendi kaderimizi nasıl çizeceğimiz konusunda anlaşamıyoruz. Ayrışma- birleşme eksenli tartış-malarla zaman harcayıp,  altı oyulmuş, içi boşaltılmış, sadece adıyla yetindiğimiz “demokrasi” kelimesinin sihiri ile avunu-yoruz.</p>
<p>Başımız kumda, yelelerimiz yalelli de. Geriye doğru hesap sora sora gideceğiz. Hızımızı alamayıp, ba-karsın &#8216;Alpaslan&#8217;ı bile hesaba çe-kip, “Ne işin vardı bu topraklar da” demeye bile getiririz.</p>
<p>İşin endazesi gerçekten kaçtı…<br />
Kavramlar kargaşası, kaos sala-tası, ne isterseniz var. Muradları kafa karışıklığı yaratmak olanlar, muradlarına erdiler.</p>
<p>Başarı onların hanesine.<br />
Gaflet ve delalet bizim hanemize yazıldı.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://buyuktorbali.com/arkatli-carsisi%e2%80%99nda-var-bir-havuz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tek kollu tahteravalli</title>
		<link>http://buyuktorbali.com/tek-kollu-tahteravalli/</link>
		<comments>http://buyuktorbali.com/tek-kollu-tahteravalli/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 17 Jul 2010 05:51:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buyuktorbali</dc:creator>
				<category><![CDATA[Mehmet ERGÜN]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://buyuktorbali.com/?p=13601</guid>
		<description><![CDATA[İŞİNİZE geldiğinde, elinize geçirdiğiniz &#8216;gü-ce&#8217; tavan yaptırırsınız. Astığınızı asar, kestiği-nizin tadına ilk önce siz bakarsınız.
Sesiniz, gücünüzün sarhoşluğunu yansıtan naralar gibi yüksek desibelli…
Geldiğiniz yer avam olsa da…
Yaşadığınız mekanlar sırça köşkler besbelli.
Fakir-fukara…
Garip-guraba…
Soğuk taş üzerinde dört kollu…
Düzeltilmemiş hesap, bonuslu alışveriş, sekizgen tavan…
Bahçede yaşam, dengede doğa…
Bir kolu yüz okka çekemeyen tahterevalli…
İşinize geldiğinde yokuşta &#8216;vites&#8217; küçültürsü-nüz. Debriyaj beceriksizi, sopaları hain [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a class="highslide" onclick="return vz.expand(this)" href="http://buyuktorbali.com/system/wp-content/uploads/2009/06/mehmet-ergun-b.jpg"><img class="size-full wp-image-816 alignright" title="mehmet-ergun-b" src="http://buyuktorbali.com/system/wp-content/uploads/2009/06/mehmet-ergun-b.jpg" alt="" width="130" height="150" /></a>İŞİNİZE geldiğinde, elinize geçirdiğiniz &#8216;gü-ce&#8217; tavan yaptırırsınız. Astığınızı asar, kestiği-nizin tadına ilk önce siz bakarsınız.</p>
<p>Sesiniz, gücünüzün sarhoşluğunu yansıtan naralar gibi yüksek desibelli…</p>
<p>Geldiğiniz yer avam olsa da…<br />
Yaşadığınız mekanlar sırça köşkler besbelli.</p>
<p>Fakir-fukara…<br />
Garip-guraba…</p>
<p>Soğuk taş üzerinde dört kollu…<br />
Düzeltilmemiş hesap, bonuslu alışveriş, sekizgen tavan…<br />
Bahçede yaşam, dengede doğa…<br />
Bir kolu yüz okka çekemeyen tahterevalli…</p>
<p>İşinize geldiğinde yokuşta &#8216;vites&#8217; küçültürsü-nüz. Debriyaj beceriksizi, sopaları hain bek-çiler.</p>
<p>İnce düş hayranları…<br />
Kan gölünün ortasında balık kovalayanlar…</p>
<p>Niyetlerini okutmayan, bizi birer falcıya çe-viren, kırmızı gözlü, beyaz tüylü tavşan be-beleri.</p>
<p>“Velev ki” li yakışıksızlık…<br />
Toplumu “velev ki” ile inciten kabadayılık.</p>
<p>İşinize geldiğinde “uzlaşma kültürünü” anımsarsınız. Adı üzerinde kültür. Bazıları bu kelimeyi olsa olsa ancak mantarın önünde sıfat olarak kullanırlar.</p>
<p>Salataya doğranır.<br />
Yahnisi olur.<br />
Kaşarla beraber ara sıcak…<br />
Ancak “kültürü” sosyal yaşamda ve siyaset bukletinde ana yemek olarak servis edebilmek ayrı bir beceri, ayrı bir ustalık ister.</p>
<p>Yapabilene aşk olsun…<br />
***<br />
Velev ki “uzlaşma kültürü” gecenin bir vakti sizi dürttü. Uyandınız.</p>
<p>Hayırlar olsun…</p>
<p>Kiminle uzlaşacaksınız?.. Tıpkı sizin gibi, gecesini “uzlaşma kültürüyle” karpuz gibi ortadan bölen birini bulmanız lazım.</p>
<p>Velev ki konuşacak birilerini buldunuz.</p>
<p>Ne konuşacaksınız?..<br />
Nerede uzlaşacaksınız?..</p>
<p>Kaygan zeminler, yol kazaları, bin bir alavere-dalavereyle milletin önüne konulan o hesapsız işlere girişmeden önce konuşabilseydiniz.</p>
<p>Belki… Belki hasar bu kadar büyük olmazdı.<br />
Çare kaynakları tükenmez, araba geri geri kaçmazdı.</p>
<p>Biz aylarca biraya gelemeyen, “Demirel-Ece-vit” ikilisini anımsıyoruz. O günkü koşullar, bugünkünden pek farklı değildi.</p>
<p>Sonucunu gördük…</p>
<p>Biz birbirleriyle selamlaşmaktan bile kaçan “Çiller-Yılmaz” diyalogsuzluklarını da anımsıyoruz. Bu sağırlar orotoryası, bugünkü tabloların ortaya çıkmasına, meydanların mahalle kabadayılarına teslim edilmesine kadar varan sonuçların belli başlı nedenlerden biri sayılır.</p>
<p>Bizim siyasi tarihimiz “uzlaşmama kültürü” bakımından oldukça zengindir.</p>
<p>“Uzlaşma kültürü” iki kelimelik bir tanımlama…<br />
Uzlaşabilmek için de en önce “kültür” gerekli.</p>
<p>İnsan bazen yanılmayı ne çok istiyor…</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://buyuktorbali.com/tek-kollu-tahteravalli/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Oldu-bitti</title>
		<link>http://buyuktorbali.com/oldu-bitti/</link>
		<comments>http://buyuktorbali.com/oldu-bitti/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 16 Jul 2010 05:51:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buyuktorbali</dc:creator>
				<category><![CDATA[Mehmet ERGÜN]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://buyuktorbali.com/?p=13560</guid>
		<description><![CDATA[HALKI ve halkın iradesini dillerinden düşürmeyenler, ya &#8216;yalan&#8217; söylüyorlar, ya da insanları &#8216;aptal&#8217; yerine koyuyorlar.
Biçimsiz siyasetin yıllarca tekrarlanan ve ne hikmetse hala denenen bu iki yaklaşımının görünürde biteceği, tükeneceği konusunda umutlarımız her geçen gün daha da zayıflıyor.
Halkınıza, insanınıza inanmıyorsunuz, bari aldatmayın. “Yaparız diyorsanız”, yapın. Yapamayacaksanız söz vermeyin, umut yeşertmeyin.
Ben:
“Siyaseten söylenmiş…”
“Seçim ortamında sehven dillendirilmiş…”
“Dün öyleydi, bugün [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: left;"><a class="highslide" onclick="return vz.expand(this)" href="http://buyuktorbali.com/system/wp-content/uploads/2009/06/mehmet-ergun-b.jpg"><img class="size-full wp-image-816 alignright" title="mehmet-ergun-b" src="http://buyuktorbali.com/system/wp-content/uploads/2009/06/mehmet-ergun-b.jpg" alt="" width="130" height="150" /></a>HALKI ve halkın iradesini dillerinden düşürmeyenler, ya &#8216;yalan&#8217; söylüyorlar, ya da insanları &#8216;aptal&#8217; yerine koyuyorlar.</p>
<p>Biçimsiz siyasetin yıllarca tekrarlanan ve ne hikmetse hala denenen bu iki yaklaşımının görünürde biteceği, tükeneceği konusunda umutlarımız her geçen gün daha da zayıflıyor.</p>
<p>Halkınıza, insanınıza inanmıyorsunuz, bari aldatmayın. “Yaparız diyorsanız”, yapın. Yapamayacaksanız söz vermeyin, umut yeşertmeyin.</p>
<p>Ben:<br />
“Siyaseten söylenmiş…”<br />
“Seçim ortamında sehven dillendirilmiş…”<br />
“Dün öyleydi, bugün değişti…”</p>
<p>Laflarından utanıyorum.</p>
<p>Çözüm merkezi olması gereken siyaset ve siyasi kurumlar,  güven erozyonuna uğra-makta,  insanlar siyasetçiye inanmamak-talar.</p>
<p>“Al birini, vur ötekine…”<br />
“Hepsi aynı, gelen gideni aratır…”<br />
“Ortak tek noktaları, sadece yalan”, diyen yurttaşlar var. Hem de azımsanamayacak kadar çok.</p>
<p>İnsanlar bu noktalara nasıl geldi, bu tespitler uzaydan mı  bize empoze edildi?..</p>
<p>Hayır…</p>
<p>Bu; siyaseti yalanla aynı kefe içerisinde tartanlarının ürünü.</p>
<p>Güvensizlik, ardından çözümsüzlüğü getirir. Bugün işin içinden çıkılamayan birçok soru-nun temelinde siyaset yapanlara karşı duyulan inançsızlık yatmaktadır.<br />
Bu nedenledir ki, sorunlar çözülmeye çalışıl-dıkça, daha da karmaşık hale gelmekte, Arap saçına dönmektedir.</p>
<p>Demokrasinin &#8216;kodlarını&#8217; doğru okuyamadığı-mızın yanında, yönetim anlayışlarımıza hakim olan, “Ben yaptım oldu” olgusu, bazen şaşkınlık, bazen hayret ve çokça da nefretle karşılanmaktadır.</p>
<p>Sonunda aynı pişkinlik serenomisi:</p>
<p>“Bu millet balık akıllıdır, nasıl olsa unutur.”</p>
<p>Bence artık &#8216;unutulmamanın&#8217;, &#8216;unutturma-manın&#8217; vakti zamanı geldi-geçiyor. Aynı filmi, değişik figüranlarla, değişik mekanlarda seyretmekten vazgeçmeliyiz.</p>
<p>Bir &#8216;milat&#8217; tespit edilmeli.<br />
Siyasetin, insanımıza güven verecek iklimlere ulaşabilmesinin bir yolu bulunmalı.</p>
<p>Bu fasit daire mutlaka kırılmalı…</p>
<p>Sırtını yalan dağlarına dayanan ağaların yerlerine, temiz siyasetin ve “yönetimlerinin” her kilometre taşının yanı başında, halkıyla ortak akıl kollayan figürlerle değiş- tokuş yapılmasının gerekliliğine inanlardanım.<br />
***</p>
<p>Bir yere çöplük yapacaksanız, önce, konuyu o çöplükten etkilenecek insanlarla müzakere et-melisiniz.</p>
<p>Bu ayıp değil…</p>
<p>Üstelik seçim sath-ı mailinde: “Böyle bir şey yok” dediyseniz ve şimdi o sözleri unuttuy-sanız,  durum iki kere daha vahim demektir.</p>
<p>Alevi yurttaşlara: “Size Cemevi için şu yeri tashih ettim”, diyorsanız ve – sebebi her ne ise- yer değişikliğinin gerekçelerini ilk evvel o insanlarla tartışmalısınız.</p>
<p>Bu sizi küçültmez, aksine çok daha farklı konumlara getirir.</p>
<p>Siyasete ve siyasetçiye güvenin yolunu açar, insanlar, genel çerçeve içerisinde yalnızlaş-mazlar, sivil inisiyatifler kendilerini marjinalleştirmezler.<br />
Birlik ve beraberliğin dokusu güçlenir.</p>
<p>Adam yerine konulurlar…</p>
<p>İnsanca ve demokratik normlar içerisinde yaşamanın yolları açılır…</p>
<p>Kötü bir şey mi öneriyoruz dersiniz?..</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://buyuktorbali.com/oldu-bitti/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Acul Torbalı</title>
		<link>http://buyuktorbali.com/acul-torbali/</link>
		<comments>http://buyuktorbali.com/acul-torbali/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 14 Jul 2010 05:52:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buyuktorbali</dc:creator>
				<category><![CDATA[Mehmet ERGÜN]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://buyuktorbali.com/?p=13461</guid>
		<description><![CDATA[ZAHMET etmeyin başkanım, çöplük için altı yıl bekledik, hızlı tren için iki yılın lafı mı olur…
Göz açıp kapayıncaya kadar geçer…
Torbalı&#8217;yı çok seven büyüğümüz, hamimiz, se-vilen sosyal demokrat abidemiz, şehirle köyü homojen bir yapıya kavuşturmak için, işe önce ayran gibi kabarık su faturalarıyla başlayıp, u-zantısında şehrin mis gibi atığı olan çöpü, Taş-kesik&#8217;e altın tepsiler içinde sunarak [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a class="highslide" onclick="return vz.expand(this)" href="http://buyuktorbali.com/system/wp-content/uploads/2009/06/mehmet-ergun-b.jpg"><img class="size-full wp-image-816 alignright" title="mehmet-ergun-b" src="http://buyuktorbali.com/system/wp-content/uploads/2009/06/mehmet-ergun-b.jpg" alt="" width="130" height="150" /></a>ZAHMET etmeyin başkanım, çöplük için altı yıl bekledik, hızlı tren için iki yılın lafı mı olur…</p>
<p>Göz açıp kapayıncaya kadar geçer…</p>
<p>Torbalı&#8217;yı çok seven büyüğümüz, hamimiz, se-vilen sosyal demokrat abidemiz, şehirle köyü homojen bir yapıya kavuşturmak için, işe önce ayran gibi kabarık su faturalarıyla başlayıp, u-zantısında şehrin mis gibi atığı olan çöpü, Taş-kesik&#8217;e altın tepsiler içinde sunarak kent-köy kaynaşmasını başarabilen benzersiz uygulamaların mimarı…</p>
<p>Kentimize tekrar hoş geldiniz…</p>
<p>Bilmem kaçıncı kez müjde olarak verdiğiniz hızlı tren projesinin Torbalı ayağı için geldi-ğiniz bu bahtsız ilçeye ve Torbalı&#8217;lı olma şan-sızlığını yaşayan bu insanlara, -bize göre- ve-rebileceğiniz en büyük müjde: “Taşkesik yan-lışından döndüğünüz” olmalıydı.</p>
<p>Beklenti bu&#8230;<br />
Müjdenin Torbalı sözlüğündeki tek karşılığı bu…</p>
<p>Yoksa biz tercihimizi çoktan yapmıştık.</p>
<p>“Ne çöpün şeker gibi yüzü, ne de hızlı trenin seyrek dökülen düdütü…”</p>
<p>***</p>
<p>Ha siz derseniz ki, o iş ayrı, bu iş ayrı, o za-man da her iki ay da bir müjde tazelemeye gerek yok.</p>
<p>Hele hele:</p>
<p>“Selçuk&#8217;ta bu hattın kendilerine kadar uzatıl-masını istedi ama Torbalı daha acildi…”</p>
<p>Denilmesine hiç de gerek yok.</p>
<p>Zaten Selçuk&#8217;un aciliyeti, Torbalı-Cumao-vası hattı tamamlanmadan bir anlam taşı-mıyor, fizik kurallarına aykırı.</p>
<p><span class='bm_keywordlink'><a href="http://mytorbali.com" target="_blank">Torbalı</a></span>nın kamuoyu olarak, tüm sivil toplum örgütlerinin ve CHP dışındaki siyasi partilerin karşı çıktığı,  “Taşkesik Çöp Deponi Alanı” sevdasından vazgeçilmediği sürece…</p>
<p>İster hızlısı, ister yavaşı, ister rahvanı olsun, herhangi bir tren yatırımı, bize, cümle umum Torbalı&#8217;ya bir şey ifade etmiyor. Müjdeler bizi avutmuyor.</p>
<p>***<br />
Bu siyasi burukluktan, bir ilçeyi yok sayarak dayatılan çöplük macerasının sonucunda ortaya çıkacak tablolardan en çok CHP&#8217;nin yenilenen üst yönetimleri rahatsız olacaktır.</p>
<p>Kimsenin biz bilmiyorduk, haberimiz yoktu, eski yönetimlerin “vurdum-duymazlığı” gibi mazeretlerin arkasına sığınmaması gerekir.</p>
<p>İşte buradan bir kere daha ifade ediyorum.</p>
<p>Bir doğa cenneti; tüm İzmir&#8217;in çöpüyle- her ne ad altında olursa olsun-yok edilecek, kırsal yaşam felç edilecek, kentsel doku ta-miri imkansız tehditlerle karşı karşıya ka-lacak.</p>
<p>Bana inanmıyorsanız, buyurun gelin. Taşkesik köyünün girişindeki kahvede bir bardak çay için, şöyle etrafa siz de bir bakının…</p>
<p>Bu çığlığı, çöp projesini içine sindirmiş CHP&#8217;nin Torbalıda ki yerel yapısının dışın-da, İzmir&#8217;e ve Türkiye&#8217;ye umut olmaya a-day yeni kurullarının duymasını bekliyo-rum.</p>
<p>Umuyorum…</p>
<p>Umut fakirin ekmeği</p>
<p>Tutarsa, susuz dedeye üç mum adağım var..</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://buyuktorbali.com/acul-torbali/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çerezci Okan ve Dülger Raşit</title>
		<link>http://buyuktorbali.com/cerezci-okan-ve-dulger-rasit/</link>
		<comments>http://buyuktorbali.com/cerezci-okan-ve-dulger-rasit/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 10 Jul 2010 06:20:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buyuktorbali</dc:creator>
				<category><![CDATA[Mehmet ERGÜN]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://buyuktorbali.com/?p=13342</guid>
		<description><![CDATA[BİRÇOK köşe yazarı için bu haftayı kapat-mak, gündemi yorumlayabildim demek zor.
Hızlı trafik içerisinde, herkes kendi üslubuna, meşrebine ve önem önceliğine göre bazı sıra-lamalar yaptılar.
Yazdılar-çizdiler, savurdular, üflediler…
Kelimeler havada uçuştu. Külahlar değiştirildi. Şekiller, slayt gösterisi gibi, perdelerde bir gö-rüldüler, bir kayboldular. Perdeler açıldı, pan-curlar kapandı. Kim “ne dedi” den çok, kim kimin “ayağına ne şiddetle bastığının” bas-külü [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a class="highslide" onclick="return vz.expand(this)" href="http://buyuktorbali.com/system/wp-content/uploads/2009/06/mehmet-ergun-b.jpg"><img class="size-full wp-image-816 alignright" title="mehmet-ergun-b" src="http://buyuktorbali.com/system/wp-content/uploads/2009/06/mehmet-ergun-b.jpg" alt="" width="130" height="150" /></a>BİRÇOK köşe yazarı için bu haftayı kapat-mak, gündemi yorumlayabildim demek zor.</p>
<p>Hızlı trafik içerisinde, herkes kendi üslubuna, meşrebine ve önem önceliğine göre bazı sıra-lamalar yaptılar.</p>
<p>Yazdılar-çizdiler, savurdular, üflediler…</p>
<p>Kelimeler havada uçuştu. Külahlar değiştirildi. Şekiller, slayt gösterisi gibi, perdelerde bir gö-rüldüler, bir kayboldular. Perdeler açıldı, pan-curlar kapandı. Kim “ne dedi” den çok, kim kimin “ayağına ne şiddetle bastığının” bas-külü konuşuldu.</p>
<p>TV kanalları tüm gün, &#8216;açık oturum&#8217;, &#8216;panel&#8217;, &#8217;söyleşi&#8217; yapsa; neredeyse, “Ne oluyor bun-lara” diyen çıkmayacak.</p>
<p>Ağzı olan konuştu…<br />
Ağzı var, &#8216;dili&#8217; yoklar dillendi…<br />
Usturalar, meşin kayış üzerinde, giderken düz, dönerken ters bilendi…</p>
<p>Meğer ne cevherler, ne kadar gizli kalmış madenlerimiz varmış.</p>
<p>Meğer hukuk ne kadar basitmiş. Bir de kalkıp yıllarca dirsek çürütüyorlar. “Gerek yok…”<br />
“Gerek yok…”<br />
Eni-konu bir yorum meselesi değil mi?..</p>
<p>Hatta bakın bizim “Çerezci Okan” öyle bir laf etti ki, şaşkınlıktan hala hukukumun şakü-lünü yakalayamadım.</p>
<p>“Abi, senin şu anayasa dediğin şey, bizim fıstık kazanı gibidir. Altındaki ateşi çok açarsan yakarsın, kısarsan ham bırakırsın. Ortasını bulman lazım.”</p>
<p>E pes vallahi…<br />
İşte size fıstık gibi bir yorum.</p>
<p>Okan&#8217;a giydir cübbeyi, sal Ankara sokaklarına<br />
İnanın sırıtmaz…</p>
<p>***<br />
Acı ama gerçek…</p>
<p>&#8216;Tekniği&#8217; üzerinde kimsenin anlaşamadığı, &#8216;niyeti&#8217; üzerinde bir kısım insanların ciddi çekinceleri olduğu bu “Anayasa Değişiklik Metni” için en doğru kararı verecek isimler-den birisi, “Yeniköy&#8217;den Dülger Raşit.”</p>
<p>En sonunda onun onayını alacağız…</p>
<p>“Raşit”, altmışında, halim-selim, beyaz saçlı, bilge bakışlı birisi. Ben onu çok severim. &#8216;Ye-niköy&#8217;e her gidişimde mutlaka yanına uğrar, çayını içerim. Her ne kadar lakabı “Dülger” olsa da esas işi tarla-tapan ve birkaç küçük baş hayvan.</p>
<p>Kuvvetli bir olasılıkla, 11 Eylül 2010 gününün akşamında hanımıyla arasında şöyle küçük bir diyalog geçecek:</p>
<p>“Hanım, şu Anayasa Değişiklik Metnini ge-tirsene, şöyle masaya yatıralım. Yarin gidip, (Evet) veya (Hayır) diyeceğiz. Anlayalım bakalım neyin-nesiymiş, kimin fesiymiş?..</p>
<p>Bir de şu geçmiş Anayasaları, hani şu dar-belerle yapılanları, o tozlu kitapçıkları da getir…</p>
<p>Gözün bir yandan da süt kazanında olsun, yakmayalım altını.</p>
<p>Roma Hukukunu, İsviçre Medenisini, bir de İçtihatları kucakla gel!..</p>
<p>Kız!.. Gözün kör olmasın, onları değil&#8230; Şu kuvvetler ayrılığını yorumlayan metinleri kap gel.</p>
<p>Seni yoruyorum ama,  Magna Carta&#8217;dan da bir fotokopi al; al ki, doneler tamamlansın.</p>
<p>Eveeet şimdi bakalım…<br />
Vekillerimin işin içinden çıkamayıp, bana havele ettiği ihtilaf neymiş?..”</p>
<p>Kolay gelsin Dülger Raşit…</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://buyuktorbali.com/cerezci-okan-ve-dulger-rasit/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Keşkek kazanı</title>
		<link>http://buyuktorbali.com/keskek-kazani/</link>
		<comments>http://buyuktorbali.com/keskek-kazani/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 09 Jul 2010 05:47:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buyuktorbali</dc:creator>
				<category><![CDATA[Mehmet ERGÜN]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://buyuktorbali.com/?p=13294</guid>
		<description><![CDATA[ADAMI &#8216;keşkek&#8217;le karşıladınız, eğer lütfedip veda ziyaretine gelirlerse, bu defa &#8216;mehter&#8217; ta-kımıyla uğurlarsanız iyi olur düşüncesin-deyim.
“Keşkekle geldiniz, mehterle gidiyorsu-nuz…”
Siyaset böyle bir şey…
&#8216;Deniz Baykal&#8217;ın: “İşte size, yaşı yaşıma denk, huyu huyuma uygun” diye, armada gemisi İzmir&#8217;in kaptan köşküne oturttuğu Sa-yın Bulgun, biraz geç te olsa ekibiyle birlikte; “biz artık oynamıyoruz” dedi.
Getiriliş biçimini ne kadar içimize sindire-mediysek, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a class="highslide" onclick="return vz.expand(this)" href="http://buyuktorbali.com/system/wp-content/uploads/2009/06/mehmet-ergun-b.jpg"><img class="size-full wp-image-816 alignright" title="mehmet-ergun-b" src="http://buyuktorbali.com/system/wp-content/uploads/2009/06/mehmet-ergun-b.jpg" alt="" width="130" height="150" /></a>ADAMI &#8216;keşkek&#8217;le karşıladınız, eğer lütfedip veda ziyaretine gelirlerse, bu defa &#8216;mehter&#8217; ta-kımıyla uğurlarsanız iyi olur düşüncesin-deyim.</p>
<p>“Keşkekle geldiniz, mehterle gidiyorsu-nuz…”</p>
<p>Siyaset böyle bir şey…</p>
<p>&#8216;Deniz Baykal&#8217;ın: “İşte size, yaşı yaşıma denk, huyu huyuma uygun” diye, armada gemisi İzmir&#8217;in kaptan köşküne oturttuğu Sa-yın Bulgun, biraz geç te olsa ekibiyle birlikte; “biz artık oynamıyoruz” dedi.</p>
<p>Getiriliş biçimini ne kadar içimize sindire-mediysek, gönderilişlerini de o kadar önem-semiyoruz.</p>
<p>Bizim “önem” diye vurguladığımız şey; CHP&#8217;nin biran önce katılımcı demokratik yapıya dönüşebilme yeteneğini ortaya çıkarıp, çıkaramayacağıdır.</p>
<p>Yoksa, Ekrem Bulgun&#8217;da tıpkı diğerleri gibi geldikleri gibi gidecekler, belki çok kimse isimlerini dahi anımsamayacak, bilemeyecekler.</p>
<p>Fakat o keşkeğin tadı yok mu, o keşkeğin… İşte o tadı unutmak mümkün değil.<br />
***</p>
<p>“Tabağ sevdiği deriyi yerden yere vurur-muş” derler. Yolumuza çıkan bazı CHP&#8217;li dostlar: “İyi ki seviyorsun, bir de sevmesen ne olurdu?” diye sitem etseler de, bizim, &#8216;da-ha çok parti içi demokrasi&#8217; taleplerimizi kar-şılayacak -mevcutların içerisinde- tek ocağın CHP olduğunu biliyoruz.</p>
<p>Cumhuriyetin ilk yıllarına kadar uzanan kök-leri ve demokrasinin her aşamasında model olmuş bir partinin, bu çağdaş talebe de öncü-lük edeceğine inancımız tam.</p>
<p>Tam da…</p>
<p>Dört bir yandan kuşatma altındayız. Millet &#8216;can&#8217; ve &#8216;aş&#8217; derdinde. Tüm bu kargaşa içeri-sinde, “Sen ne istiyorsun kardeşim, geç on-ları” diyenler vardır. İlk başta kulağa hoş gel-se de, bizim vazgeçmek gibi bir niyetimiz yok.</p>
<p>Bu sancılı dönemden de, ancak &#8216;daha çok demokrasiyle&#8217; çıkabiliriz. Bunun da ilk ve en önemli ayağı:</p>
<p>Parti içi demokrasidir. </p>
<p>Ülkenin yeniden inşası, demokrasimizin ve Cumhuriyet değerlerinin yerinden oynayan taşlarının tekrar kendi yerlerine konulması için atılması gereken en hayati adım:</p>
<p>Parti içi demokrasidir.</p>
<p>***</p>
<p>Adının başında &#8216;Adalet&#8217; olan ve son yıllarda ağırlıklı olarak &#8216;adalet&#8217;le uğraşan bir partinin “temsilde adalet” konusunda &#8216;adil&#8217; olmadı-ğını biliyoruz.</p>
<p>Onlardan, bu yönde bir adım, benzer bir katkı, zaten beklemiyoruz. Beklemek de saflık olur.</p>
<p>Parti içi demokrasi ve geniş katılımlı filit-reler yerine tercih edilen, &#8216;lider oligarşisi-nin&#8217; o kolay lokmaları, bugün ülke insanını boğazına birer birer dizilmektedir. Bu terci-hin acısını ve sıkıntısını, resmin karesine rı-zası alınmadan konulmuş geniş insan kitle-leri çekmektedir.</p>
<p>CHP&#8217; hiç vakit kaybetmeden, bir yandan ülkedeki yangını söndürmenin çarelerini üretirken, diğer yandan kendi bahçesindeki antidemokratik öğeleri süpürüp, temizle-melidir.<br />
Yoksa biz, icazetliler için daha çok keşkek kazanı kaynatırız…</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://buyuktorbali.com/keskek-kazani/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sınav var</title>
		<link>http://buyuktorbali.com/sinav-var/</link>
		<comments>http://buyuktorbali.com/sinav-var/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 08 Jul 2010 05:27:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buyuktorbali</dc:creator>
				<category><![CDATA[Mehmet ERGÜN]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://buyuktorbali.com/?p=13211</guid>
		<description><![CDATA[SOKAKLAR tenha.
Hangi şapkanın altından hangi renk ‘tavşan’ çıkacağını kestirmek güçleşti. Belleğimiz bize ihanet eder oldu. Beklediğimiz trenler bir türlü kendi peronlarına yanaşamadı.
Yaşamın limanında mahsur kaldık. Bizi ne a-çık denizler, ne de iç denizler kabul etti.
‘Çımacı’, ‘çarkçıbaşı’, ‘seyrüsefer zabiti’, üç el hareketiyle, koca bir tarihi özetleyen ‘Hopalı Haşim’…
Klavuzu karga olanlar…Elekten yelken biçenler…Bir koyup üç alanlar…Üç koyunu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a class="highslide" onclick="return vz.expand(this)" href="http://buyuktorbali.com/system/wp-content/uploads/2009/06/mehmet-ergun-b.jpg"><img class="size-full wp-image-816 alignright" title="mehmet-ergun-b" src="http://buyuktorbali.com/system/wp-content/uploads/2009/06/mehmet-ergun-b.jpg" alt="" width="130" height="150" /></a>SOKAKLAR tenha.</p>
<p>Hangi şapkanın altından hangi renk ‘tavşan’ çıkacağını kestirmek güçleşti. Belleğimiz bize ihanet eder oldu. Beklediğimiz trenler bir türlü kendi peronlarına yanaşamadı.</p>
<p>Yaşamın limanında mahsur kaldık. Bizi ne a-çık denizler, ne de iç denizler kabul etti.<br />
‘Çımacı’, ‘çarkçıbaşı’, ‘seyrüsefer zabiti’, üç el hareketiyle, koca bir tarihi özetleyen ‘Hopalı Haşim’…</p>
<p>Klavuzu karga olanlar…Elekten yelken biçenler…Bir koyup üç alanlar…Üç koyunu ovada kaybedenler…Üç kazı önüne katıp, güdemiyenler…<br />
***<br />
Sokaklar tenha…<br />
Uçurtmalar hava da asılı kaldı. Umutları, bin bir parçalı bohçalarla sandukaların en dip kö-şelerine zulaladık.</p>
<p>Yüreğimiz ben diyeyim yüz yerinden, siz de-yin bin yerinden hançerlendi. Her adım atışı-mız, her iç çekişimiz anlatılmaz acılarla doldu.<br />
 Bize neler oldu?..</p>
<p>Önce ıramızı usul usul yokladılar. Kanımız ‘asil’di, ‘Asalet’ini aldılar, kırmızısına fit olduk.</p>
<p>Memleketi sevmek amansız aşktı. Aşkımızı çaldılar, bizi sevdasız bıraktılar. Her koyun kendi bacağından asılır dediler. Kendimizi birden bire kasap vitrininde, gelip geçene şaş-kın şakın bakınır halde bulduk.</p>
<p>Seyirlik olduk…<br />
İpsiz, urgansız hamala, davulsuz tellala dön-dük. Bizi elalemin arka bahçelerinde oynanan Amerikan futbolunun yamuk topuna benzet-tiler.</p>
<p>Mezar taşlarında “Şeref ve Namus” uğruna can verdiler yazıyordu. Mezarlık duvarının arkasında…</p>
<p>Şerefsizlere “abi”, namussuzlar “ağa” diyen-leri duyduk.</p>
<p>Vatan toprağını nasıl bölüşeceklerini tartışan, salyaları kara bıyıklarına yapışmış, dişlerinde kan izleri, iğrenç soluklarında sarhoş nefesi…<br />
Ve sonsuza kadar lanetli kalacak ihanetleri gördük…</p>
<p>***</p>
<p>Sokaklar tenha, geniş caddelerde in-cin top atıyor. ‘Soğuklar’ dondurmazdı bizi. ‘Sıcaklar’ eritemezdi. Yetişebildiğimiz her köşe heyecan verirdi. Tuttuğumuz her minik el bir vatan-dı. Zakkumlar hep bu mevsimde pempe-pembe açardı. Sultani erdi erecek. ‘Ergani’ de şıra üzümüne daha bir-iki ay var. Çocuklar bu za-manlarda dere boylarında çimerler&#8230; Deniz bu zamanlarda insanın alnını okşar, teselli e-der. Dostunu-düşmanını en çok bu mevsim-de tanırdık.<br />
***<br />
Şimdi bizim sokaklar neden bomboş?..O kara asasını ensemize dokunduran kim, kimin tavu-ğuna ‘kışt’ dedik?..Sizin seçtiğiniz cevaplar mutlaka vardır.Eminim siz de benim kadar üz-gün ve yılgınsınız.Belki de umarsız. Bu mille-tin kaderi olmalı. Dönem dönem, birlik ve beraberlik, ulus olma, güçlü ve refah içeri-sinde yaşama konularında teste tabi tutu-lur.Bu da böyle bir sınav…<br />
Sonucunu bana soracak olursanız söyleye-yim: Geçen sınavda hangi sonuç çıktıysa, yine aynısı olacak. Bundan en küçük bir endişem yok.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://buyuktorbali.com/sinav-var/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gerisi yalan</title>
		<link>http://buyuktorbali.com/gerisi-yalan/</link>
		<comments>http://buyuktorbali.com/gerisi-yalan/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 07 Jul 2010 05:51:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>buyuktorbali</dc:creator>
				<category><![CDATA[Mehmet ERGÜN]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://buyuktorbali.com/?p=13197</guid>
		<description><![CDATA[BÜYÜK Torbalı Gazetesi son sayılarında, il-çemizdeki, siyasetin içerisinde aktif olarak bulunan veya maçları köşelerinden takip eden eski siyaset erbaplarıyla bir dizi görüşmeler yapıyor.
İlginç saptamalar, dolaylı anlatım teknikleri, sitemle karışık vefa bozacısının son açtığı iş yerinin adresini vermeler, “Hadi beni de gör artık” demeye getirilen yaklaşımlar, ya da…
“İstemiyorum yan cebime koy.”
“Bir zamanlar biz kartaldık .”
Yanlış veya [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a class="highslide" onclick="return vz.expand(this)" href="http://buyuktorbali.com/system/wp-content/uploads/2009/06/mehmet-ergun-b.jpg"><img class="size-full wp-image-816 alignright" title="mehmet-ergun-b" src="http://buyuktorbali.com/system/wp-content/uploads/2009/06/mehmet-ergun-b.jpg" alt="" width="130" height="150" /></a>BÜYÜK Torbalı Gazetesi son sayılarında, il-çemizdeki, siyasetin içerisinde aktif olarak bulunan veya maçları köşelerinden takip eden eski siyaset erbaplarıyla bir dizi görüşmeler yapıyor.</p>
<p>İlginç saptamalar, dolaylı anlatım teknikleri, sitemle karışık vefa bozacısının son açtığı iş yerinin adresini vermeler, “Hadi beni de gör artık” demeye getirilen yaklaşımlar, ya da…</p>
<p>“İstemiyorum yan cebime koy.”<br />
“Bir zamanlar biz kartaldık .”</p>
<p>Yanlış veya doğru, ona biz karar veremeyiz.</p>
<p>Bizim tüm bu itiraf manzumelerinden çıkarttığımız ortak tek nokta:</p>
<p>“Torbalı&#8217;da siyasetin, bir tek kişiyi merkeze koyup, onun etrafına kalın çeperler örülerek kilitlenmesidir.”</p>
<p>Yerelde siyasi-sosyal projeler üretmek, hele hele sürekli göç alan ve sağlıksız büyüme dep-rasyonları geçiren bir yerleşim yeri için, “Tek Adam” modeli doğru bir uygulama değil.</p>
<p>Bunun en çarpıcı ve en güncel örneği:</p>
<p>“Taşkesik Çöp Deponi Alanı…”</p>
<p>Değerli dostumuz Halil Gülcü&#8217;ye göre:</p>
<p>“Sayın Ramazan İsmail Uygur eğer Belediye Başkanı olmasaydı &#8216;çöp gelmesin&#8217; diye Belediye Meydanı&#8217;nda çadır kurardı. Onu çok iyi tanıyorum, asla sessiz kalacağı bir durum değil bu.”</p>
<p>Sayın Başkan R. İsmail Uygur&#8217;u herkes iyi tanıyor, herkes seviyor, herkes ona güveniyor, ama çöplük bağıra bağıra bu topraklara geliyor.</p>
<p>Şimdi bu ne?..</p>
<p>Söyleyeyim…</p>
<p>Her “Tek Adam&#8217;ın” soluğunun yetmediği, duvara dayandığı anlar vardır. “Tek”likte ısrarın, keskin sirke hesabı, hem kendine, hem de çeperine zarar yazdığını, ben değil, tarih söylüyor.</p>
<p>Bundandır ki; çağdaş toplumlarda, katılımcı demokrasiyi özümsemiş yönetim biçimlerinde, yıkılamayan tek güç: Ortak akıl, ortak payda ve bir ülkü, bir ideoloji etrafında kol kola girmiş müfrezelerdir.</p>
<p>Torbalı bunu başaramamış…</p>
<p><span class='bm_keywordlink'><a href="http://mytorbali.com" target="_blank">Torbalı</a></span>da çok iyi bir CHP tabanı olmasına rağmen, bu potansiyelin beklentilerini, sadece bir kişinin mucizelerine ihale eden bir yönetim anlayışı var.</p>
<p>İşler rutin giderken bir sorun yok…</p>
<p>Ancak, çöplük gibi yaşamsal bir sıkıntıyla karşı karşıya kaldığımız da, o &#8216;ateşten top&#8217;, kimin kucağında kalacak diye herkes -şimdi olduğu gibi- birbirine bakınır olur.</p>
<p>İşin içinden çıkamazsınız.</p>
<p>Siz: “Ben Torbalıya çöplük istemiyorum” diyen bir  CHP yöneticisini tanıyor&#8217;musunuz?..</p>
<p>Duydunuz mu?.. </p>
<p>Sesini yükseltenlerin bir bölümü, yüzde yirmi barajında serinleyen küskünler ve birkaç köşe yazarı…</p>
<p>Gerisi yalan…</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://buyuktorbali.com/gerisi-yalan/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
