Kategori: ‘Necdet İÇEL’
Necdet İÇEL
3 Eylül 2010
İNSAN nimetlerden mahrum olmayınca nimetlerin kıymetlerini anlayamaz. Mün’im-i Hakîkî olan Cenab-ı Hak, insana sayısız nimetler lutfetmiştir. Dünyadaki en zengin insan, en sağlam en mükemmel uzuvlara sahip olan insandır ve en fakir insan da bu uzuvlardan mahrum olan insandır diyebiliriz. Gözün ne kadar büyük bir nimet olduğunu, ne kadar değerli olduğunu az çok herkes anlar, fakat [...]
Necdet İÇEL
2 Eylül 2010
TERAVİH, Arapça “tervîha” kelimesinin ço-ğulu olup “rahatlatmak, dinlendirmek” gibi anlamlara gelir. Ramazan ayına mahsus ol-mak üzere yatsı namazından sonra kılınan sünnet namazın her dört rekâtının sonundaki oturuş, tervîha olarak adlandırılmış, sonra-dan bu kelimenin çoğulu olan teravih keli-mesi Ramazan gecelerinde kılınan nafile na-mazın adı olmuştur. Teravih namazı, sünnet-i müekkededir. Şeâir-i İslâmiye’dendir. Kadın ve erkek için, orucun [...]
Necdet İÇEL
1 Eylül 2010
MANEVİYAT önderlerimizin büyüklerinden İmam-ı Rabbani hazretleri, Mektubat adlı eserinde Ramazan ayını şöyle anlatır: “Bu ayın Kur’ân’la çok ciddi münasebeti var-dır. Kur’ân’ın bu ayda inmesinin hikmetlerin-den biri de budur. Ramazan ayı bütün hayır ve bereketleri özünde toplamaktadır. Bütün bir sene boyunca insanın mazhar olabileceği hayır ve bereketlerin hepsi bu ayın bereketli denizinden bir damladır. Bu ay [...]
Necdet İÇEL
31 Ağustos 2010
CELALEDDİN-İ Süyuti (rahimehullah) şöyle buyurdular: Ben Şeyh Şemseddin bin Kımah’ın defterinde onun hattıyla yazılmış, Ebu’l-Abbas el Müs-tağfiri’den rivayet edilmiş bir yazı gördüm. Orada şöyle deniyordu: Mısır’a Ebu Hâmid el-Mısrî’den ilim tahsil etmek için yola çıktım. Vardığımda ondan Halid bin Velid’in rivayet ettiği hadisi istedim. Bunun için bana bir sene oruç tutmamı söy-ledi. Oruçları tutup tekrar [...]
Necdet İÇEL
30 Ağustos 2010
RAMAZAN günleri, sene içinde geçen mevsimlerin, ayların özünü ve ruhunu, en tatlı şiveyle bize takdim eder. Ramazan geceleri ise her lahza ruhları ayrı bir tatlılıkla sarar. Şefkat ve muhabbetle gönülleri okşar. Ne mutlu o kimselere ki, Ramazan ayını bir ganimet bilir. Gecesi ve gündüzü ile bir yılın hasadını kaldıracak harman yerine çevirir. Zira Efendimiz’in (s.a.s) [...]
Necdet İÇEL
29 Ağustos 2010
BEDENİMİZİN yaşlanması gibi duygu ve düşüncelerimiz de değişime uğruyor. Ve yarın hangi akıntıya kapılıp nerede demirle-yeceğimizi biliyor muyuz? Gelecekte nasıl bir insan olabileceğimize, iman penceresin-den bakıp endişe etmeliyiz. Hayatımızın nerede son bulacağını bilmi-yoruz. Şöyle bir geçmişe bakalım, yapmak isteyip de yapamadığınız hayır-hasenat ve ibadet var mı? Yapmak istediklerinizi yapa-madan ölmekten endişe duymalıyız. Biz kendimizi daima [...]
Necdet İÇEL
27 Ağustos 2010
RAMAZAN-I Şerif ayı Kur’ân ayıdır. Kur-ân-ı Ker’im de Allah kelâmıdır. Et ve kemi-ğin iç içe girmesi gibi Ramazan ayı ile Kur-ân-ı Kerîm iç içedir. Ramazan-ı Şerifi mü-barek kılan, Kur’ân’ın bu ayda indirilmiş olmasıdır. Bunu şu âyet ifade eder: “O Ramazan ayı ki, insanlığa bir rehber olan, onları doğru yola götüren ve hakkı batıldan ayıran en [...]
Necdet İÇEL
26 Ağustos 2010
ORUÇ, gizli ve açık her zaman emanete riayet edilmesini öğretir. Zira Allah’ın ha-ram kıldığı nimetleri yiyip-içmekten kaçın-mayı sağlayacak Allah’tan başka bir göze-tici yoktur. Oruçlu, sabahtan akşama kadar Allah’ın çizdiği sınırlara riayet eder. Onca orucu bozma imkânlarına ve hiç kimsenin görmemesine rağmen mü’min, fevkalâde bir ciddiyetle orucunu sürdürür. Ve akşama ka-dar emaneti muhafaza hissiyle dolar taşar. [...]
Necdet İÇEL
25 Ağustos 2010
GÖRMESİNİ, tefekkür etmesini, dış dünya ile olan alâkasını sağlayan şey insanın gö-züdür. Kafaya ve kalbe giden şeyler göz-lerden süzülerek giderler. Âdeta onların ilk kapısıdır göz. İnsan, hususiyle de oruçlu olduğu zaman gözünü zehirli ok hükmünde olan haramlardan, kalbi meşgul edebilecek malayani şeylerden muhafaza etmelidir. Allah Resulü, “Harama bakmak, lanetlen-miş şeytanın zehirli oklarından bir oktur. Kim [...]
Necdet İÇEL
24 Ağustos 2010
İTİKÂF lügat mânâsı itibariyle bir işe de-vam etmek üzere yönelmek, bağlanmak de-mektir. Istılahî olarak, mescitte ve mescit hükmünde olan bir yerde ibadet niyeti ile durmak mânâsına gelir. Allah Resûlü (s.a.s) hayat-ı seniyyeleri boyunca Ramazan’ın son on gününde kurdurmuş olduğu çadırda itikâflarını yaparlardı. Efendimiz’in vefatı-ndan sonra ezvâc-ı tâhirât da itikafa girdi-ler. İhlâs ile yapılan bir itikâf, [...]