KONUŞTUKLARIMIZDA ve yazdıklarımız-da ölçülü davranmak ne kadar güzel bir dav-ranış şeklidir. Bu konu belki çok dost kazan-mamızı ve mutlu olmamızı sağlar. Ölçülü davranmamak ise düşmanlarımızın çoğalma-sına neden olduğu gibi huzursuz ve mutsuz olmamızın da en büyük belki de tek sebebidir.
Peygamber Efendimiz (sav) konuşma husu-sunda da en güzel ölçüleri koymuş, kendileri de bu hususta ideal örnek [...]
ELLERİNDEKİ imkânlar bakımından, ha-yatlarını doyasıya yaşamaları yönüyle günü-müz çocukları çok şanslı. Giyim, yeme içme, eğlenme yönüyle de çok şanslılar. Geçmişe göre de oldukça zengin görünüyorlar. Günü-müz babaları da en az çocuklar kadar şanslı.
Nereden mi biliyorum? Yaz Kur’an kursuna devam eden çocuklarla konuşuyorum.
Ben soruyorum. Onlar da açık kalplilikle ce-vap veriyorlar. Duyduklarım karşısında onla-ra gerçekten imreniyorum.
Neden mi? [...]
SEVGİLİ dostlar, her insanda az çok birilerine yaranma duygusu mevcuttur. Bu duygu, sevil-me duygusuyla beslenir. Hele hele bir menfaat elde etme ümidiyle de birleşirse kişi karşısın-dakine yamanır, kalır. Ulaşılmak istenen men-faat gelmeye başlar, yamandığı kimse tarafın-dan da biraz sevildiğini hissederse insan, artık hayatı yamandığı kişinin yaşantısına benze-meye başlar.
Yamandığı kişi veya kurum zamanla değişime uğrar. Allah’ın [...]
“SELAMET, rahmet ve tüm güzellikler senin içindir Allah’ım.”
“Ey peygamber! Allah’ın rahmeti, bereketi, se-lamı senin üzerine olsun.”
“Selam, bize ve Allah’ın tüm iyi kullarının üze-rine olsun.”
Yukarıdaki cümleler, hiçbir peygambere nasip olmayan, Peygamber Efendimizin yüce
Rabb’imizle karşılaştıkları anı dile getirir. Yak-laşık bin dört yüz yıl önce, kâinat yaratıldığın-dan, kıyamet kopuncaya kadar bir daha meyda-na gelmeyecek olan Miraç olayındaki konuş-manın [...]
PADİŞAHLAR, kıyafetlerini değiştirip halk-tan biri gibi giyinerek halkının gerçek yaşantı-sını öğrenmek için halkın arasına karışırlar-mış.
İşte böyle bir devirde, padişah tebdili kıyafet yaparak (kılık kıyafetini değiştirerek) taşraya, şehir dışına çıkmış. Yanında da sivil kıyafetli bir iki asker ve bir de veziri vardır. Biraz dola-şırlar, bir iki köye uğrarlar. Köylülerle konu-şur, onların dertlerini dinlerler. Öğlenden son-ra köylerden [...]
30 Haziran 2010 | Yazar:
Nevzat KARATAŞ |
Devamını Oku »
ÖMRÜNDE hiç havyar yemeyen insanlar vardır. Denizi görmeyenler olabilir. Hiç uçağa binmemiş olanlar da az değildir. Ülkemizin en kalabalık, en güzel kenti İstanbul’u bile görmemiş kimseler de bulunabilir. Hatta ve hatta kuymak yemeyen ve ne olduğunu merak etmeyenler de bulunabilir. Yukarıda saydıklarımızı görmemek, bilme-mek, yememek bir noksanlık, eksiklik kabul edilemez, yadırganamaz, yadırganmamalıdır da. “Nasip kısmet [...]
23 Haziran 2010 | Yazar:
Nevzat KARATAŞ |
Devamını Oku »
ÜÇ aylar, ramazan ayının müjdecisidir. Ona yaklaştığımızın habercisidir. Bir diğer ifadeyle üç ayların başlaması, ramazana (oruca başlamamıza) iki ay kaldı demektir. Bu aylar sırasıyla: Recep, Şaban ve Ramazandır. Bu ayların güneş yılına göre, başlangıç tarihleri her yıl on gün geriye gelir. Yüce Rabb’imiz, ibadetlerimizi bu takvime göre ayarlamamızı emretmiş, Allah resulü de bu ilahi emri [...]
16 Haziran 2010 | Yazar:
Nevzat KARATAŞ |
Devamını Oku »
BABA çocuğuna sinirli bir şekilde “Adam ol oğlum adam!” diyordu. Bu hep böyle devam etti. Babaya göre çocuk hiçbir zaman adam olamadı. Çünkü baba hep dişlerini sıkıyor, kızgın bir tavırla aynı şeyi tekrar ediyordu, “Adam ol oğlum adam!”. Hiç oğlunu karşısına alıp “Şöyle yaparsan adam olursun, böyle yaparsan adam olursun.” demedi. Aslı-na bakarsanız, yapması gereken [...]
“KUL hakkı” ifadesi aramızda çok sık kullan-dığımız bir deyimdir. Hepimiz dinî konularda bir şeyler biliriz. Biliriz de bu bilgilerimiz ge-nelde ezberlediğimiz kavramlardır.
Ya konuşur ya da okur geçeriz. Tıpkı selamlaş-ma gibidir. Selamı veririz, ne dediğimizi
pek düşünmeyiz. Karşımızdaki de sormaz za-ten.
Mesela fatiha suresini hepimiz ezberlemişizdir. Günde kırk defa; namazlarımızda, akşam ya-tarken, mezarlıklardan geçerken, cenazelerde, mevlitlerde, ölülerimizin arkasından [...]
“YALNIZLIK Allah’a mahsus” sözüne kimse itiraz etmez. Çünkü hiçbir aklı yerinde ve sıh-hatli insan yalnız kalmayı sevmez. Mecburiyet veya bir zorlama yoksa yalnızlığa hiç kimse tahammül edemez. Bülbülün yanık yanık ötüşü de hiç şüphesiz, yalnızlığın verdi-ği acı ve ızdıraptandır.
Rabb’imiz yarattığı her şeyi güzel yapmıştır. İnsan bu güzeller içinde ilk sırayı alır. İnsanın yaşama şekli de [...]