BüyükTorbalı Gazetesi

Cezayir notları-2

armagan-kars-bÖnceki akşam oteldeki odamın penceresine aralıklarla yansıyan ışıklar, yakalamaya çalıştığım uykumu kaçırmaya yetmişti. Gecenin bu saatinde bunca ambülans, itfaiye ya da eskort aracı olamaz diye düşündüm. Penceremin perdesini aralayıp baktığımda, önümde duran koskocaman ve simsiyah su kütlesinin üzerinde yüzlerce şimşek çakıyor ve herbiri gökyüzünde yatay ya da dikey grafikler çizerek aydınlattıkları Akdeniz’in dalgalarıyla adeta dans ediyorlardı. Deniz patlayınca kıyılara demirledikleri anlaşılan gemiler her şimşek çakışında duman rengi birer hayalet gibi karşımda duruyorlardı. Denizler tanrısı Poseidon bu manzarayı görse ne düşünürdü bilmem ama, gecenin bu gökyüzü şöleni, gündüzün martılarına denizi zindan etmeye yetmişti. Sıklaştıkça kıyıya yaklaşan şimşeklerin ardından Cezayir’in başkenti Cezayir (Alger) yağmur suları altında kalıverdi. Afrika’nın en kuzeyinde, Akdeniz’in güneyinde, bugüne dek hiç yaşamadığım yoğunluk ve güzellikteki bu doğa olayını penceremde uzun süre izlemekten kendimi alamadım. Işıkların dalgalarla dans ettiği bu görkemli şölen, insanı alıp çok uzaklara götürmeye yetiyordu. Yağmurlu bir gecenin ardından sabah uyandığımda ortalık sakin ve deniz çarşaf gibiydi. Penceremden kafamı uzatıp sağ tarafa baktığımda Cezayir feneri tüm zarafetiyle Akdeniz’i gözlüyordu. Her sabah penceremden selamlaştığım bu fener bana her seferinde; “Beni sakın yolsuzluklara bulaşan öteki fenerlerle karıştırmayın Mösyö” der gibi bakıyor. Sahi, neler oluyor canım ülkemde? Dokunulmaz olmadıkları halde dokunulmayanlara dokunulmaya başlandığını duyar gibiyim. Almanya’ya giremediği (!) söylenen RTÜK Başkanı Akman’ın mallarına Türkiye’de el koyulmuş. Her ne kadar atasözümüz “Atı alan Üsküdar’ı geçti” dese de hiç yoktan iyidir. İstifa etmek kimsenin aklına gelmediğine göre, sahi, ne var o koltukta? Böyle durumlarda bir çok ülkede istifa “onur” gereği görülüyorsa, bizde “istifa” edememek neyin gereği olabilir sizce? Hiç üzülmüyorum, çünkü; Akman’ın kendisini en iyi şekilde savunacağından (!) emin olduğunu söyleyen bir Başbakanımız var. Gazetede Sayın Abdulvahap Olgun’un önceki yazısını okudum. Ne kadar da haklı! Başta eski öğrencilerimden Atilla Kaya olmak üzere, son dönemde Torbalı’da gözaltına alınan kişilerden hiçbirinin ifade vermeye gitmekten kaçınacaklarını sanmıyorum. Anlaşılan o ki yine bildik yöntemlere başvurulmuş. İlhan Selçuk, Türkân Saylan ve diğerleri için de böyle olmadı mı? Taşın sert olduğunu anlamak için, kendi kafamıza atılmasını beklemek mi gerekiyor? Torbalı’da gözaltına alınıp salıverilenlere “geçmiş olsun” dileklerimi iletiyorum. Bu yazımla Cezayir’den sizlere, yolsuzluklara bulaşmamış, tertemiz bir deniz feneri yolluyorum. Diğer resimdeki 8 kg.lık Akdeniz mercanı da tüm balıkçı kardeşlerime armağan olsun. Saygılarımla.

Okunma Sayısı: 353 | Yazdır Yazdır |
mytorbali.com
Translator