BüyükTorbalı Gazetesi

Dostların arasında olmak ve hatırada kalanlar

mustafa-yetkil-bANILAR yeniden yaşanmaz. Dostluk da öyledir, ye-nisi olmayan, yeniden yaşanmayan… Hani Ahmet Muhip dizelerinde; “Hatırada kalan şey değişmez zamanla – Ne şirin komşumuzdun sen Fahriye Ab-la” der ya işte öyle bir şey… Adı, rengi, türü ne olur-sa olsun, her gerçek dost kişinin öbür parçasıdır. Dü-şünceleri ne olursa olsun; saklayan, değiştiren belirten, söylemdir dost.

Cumartesi akşamı, dostların arasındaydım. Emekli Emniyet Müdürü ağabeyim, sayın İsmet Türe’nin çağrılısı olarak, Metropolis Otel’deki yemeğe katıl-dım. Sıcak, güneşin sofrasında olmak gibi bir gecey-di.. Saat 20:00 sularında otelin bahçesindeydim. Ay-dınlıktı, Veli Dalcı’nın (Arap Veli) bulunduğu masa-ya doğru yürüdüm. Yanında iki yaşlı vardı. Bayanın yüzündeki kırışıklıkları yorgun yılların çizgileri, ya-şamın izleri gibiydi. Dimdik oturuyorlardı. Bayan aydınlık yüzlü, pırıl pırıl gözleri, giyimi ve rahat tavırlarıyla Cumhuriyetimizin ilk dönemleri kadını görünümündeydi. Veli tanıştırdı. Türkçe öğretmeni-miz Melek Adsız. Elimi uzattım; titreyen, yumuşak kadife sesiyle; “Nasılsınız?” dediğinde o sevimlili-ğine eklenen ağırbaşlılığı sezdim. Türkan Saylan sonrası bu tür aydın ve aydınlık yüzlü Cumhuriyet kadınlarına ihtiyacımızın çoğaldığını düşündüm o an… Emniyet mensubu Cevdet Bey ile de tanıştık. Aysen Yapar da yanımızdaydı, hoş güzel bir gecenin başlayacağı belliydi.

Yemek Torbalı Ortaokulu 63 yılı mezunları için düzenlenmiş. Birçoğu yıllar sonra ilk kez karşılaşı-yorlar. Aradan 46 yıl geçmiş… Çocuğa, toruna karış-mış bu insanların bir çocuk mahcupluğunda, seve-cen, candan ve dostça kucaklaşmalarını görmeliy-diniz…
Bizi yaşımızda olanlarda Torbalı Lisesi’nin ilk me-zunlarıdır. Her yıl Şubat ayında birlikte olmayı iste-yen dostlarımızda bizleri onurlandırırlar. Ne güzeldir dostlarla geçmişe, hatıralara varmak.. Düşünüyorum da hepimizi birer ateş parçası gibiydik. Torbalı’nın gülen yüzü vardı sanki. Ya da bize mi öyle gelirdi? Hani camda yolumuzu bekleyenler, ah o mektupların mektup olduğu devir! Nerede bir ucundan tutuşmuş mektuplar. Bir tutam saç, öpülmek için, bir sigara yar elinden sarılmış, ucu yanık.. Yaş otuz beş değil ellibeş, altmış beşlere varınca bir o kadar daha ömür diliyor insan. Hoş! Ahmet Haşim Amca da.
“Ağır ağır çıkacaksın, demiş, bu merdivenlerden” böyle soluk soluğa değil.!

Gece güzeldi; şarkılar, türküler, şiirler okunup söy-lendi. Söyleşiler sıcaktı. Katılanların tadı damakla-rında kaldı sanırım. Kökleri buraya bağlı ama ilçe-mizde oturmayanlar da vardı. Emniyet Müdürü Me-tin Alp ve İsmet Türe. Emekli Albay Bekir Demir, Emekli astsubaylar Hayati Kök, Orhan Kıvrak, Er-kan Deren; Eski futbolcu ve şimdi antrenör Ali Çağ-lar. Emekli öğretmenler Ruhi Saydam, Nurhan Çakaloğlu, Cihan Can ve tümünün eşleri vardı. Bu-rada oturan İbrahim Köseoğlu, Adnan Erkin, Veli Dalcı, Ayşe Ayaz, Aysen Yapar, İbrahim Kuday ve İl Genel Meclisi üyesi Tayyip Şengül de katılanlar ara-sındaydılar. Torbalı’nın geçmişi konuşuldu…
Zaman zaman “Eski Torbalı’yı özlüyorum” dediği olmuştur. Yanlış anlaşılmasın, ben eskiyi değil güzel-likleri, güzel insan ilişkilerini, Torbalı’nın elli yıl ön-ce bozulmamış doğasını, bağlarını, bahçelerini, hava-sını suyunu özlüyorum. Gerçekten, anamı özler gibi özlüyorum. o dönemin güzel insanlarını ve güzellik-lerini özlüyorum… Torbalılı olmuş, Torbalı kültürünü sindirmiş hoşgörülü, demokrat, sevecen bir kuşak ayrıcalığı vardı… O güzel insanlar o güzel atlara binip gittiler, diyor ya yazar…
Cumartesi gecesi dostların arasında anılar yaşandı. Koca Mehmet (Çakaloğlu) nun büyük kızı Nurhan Çakaloğlu (Ekmekçi) nin şiir geceye başka bir renk kattı. Torbalı’mız konusunda yazılanlara katılsın istedim. Sizinle paylaşmam bu nedenledir.

TORBALI’ya
Çocukluğumun saflığını
Genç kızlığımın bakirliğini aradım
Adım adım sokaklarında
O günlerden ses veren,
Ulu çınarlardı, yalnız.
Onlardı direnen değişme
Sıkışıp kalsalar da
Beton yolları asfaltlar
Kafeler arasında
Okulumuzun bahçesinde bile
Bir karış toprak kalmamış
Çiçek yeşerecek.
Bunca vurdum duymazlık arasında
Bilmem ki sevgiler nasıl yeşerecek?
Dut ağaçlarıyla konuştum,
En güzel caddesinde bir zamanların,
Hiç kalmayan
Neyse ki rastladım bir kaçına.
Geçerken eski okul yolundan
O görkemli yollar ufacık kalmış
Yükseldikçe etrafında binalar.
Sen memleketim;
Çocukken kadrini bilemediğim.
Sokaklarında tanıdık simaları azalan,
Levhalarında binlerce yabancı isim dolaşan
Tepeköy’üm Ertuğrul’um Torbalı’m
Her köşesinde yaşanmış bin bir anım.
Seninle vedalaşan aşıklar gibiyiz
Bu sabah…
Herşey gittikçe hatıra olacak.
Bir yudum Çamlık nefesi
İçimde hep yaşayacak.

(10 Mayıs 2002)
Demiryolu kenarında bir kafe
Nurhan Çakaloğlu(Ekmekçi)
Hoşçakalın dostça kalın.

Okunma Sayısı: 234 | Yazdır Yazdır |
mytorbali.com
Translator