BüyükTorbalı Gazetesi

En büyük ahlaksızlık üretmeden tüketmektir

GÜNLÜK yaşantımızda öyle olumsuz olaylar oluyor ki: “Ne günlere kaldık” diye yakınır, yakınmadan öte üzülürüz.
Şimdi Yazıbaşı’lılar bunları yaşıyor.
Aylarca ovada tütün tarlalarında çoluk-çocuk evlerini terk ederek çardaklarda yaşayan bu insanların kapılarında kilit dahi yoktu. Can ve mal güvenliği vardı. Ya şimdi? Herkes korku içinde, hergün bir hırsızlık olayı duyuluyor. Bizim eve ne zaman sıra gelecek diye insanlar tedirgin. O sıra bizim eve de geldi. İl dışına gitmiştik. Beklenen haber geldi. “Evinize hırsız girmiş” Nasıl olur? Pencereler demirli, pancurlu. Kapıda çelik, eve nereden girmişler? Pencereden girmişler. Alınacak bir şey bulamamışlar. Komşularımız sağ olsunlar, evi derleyip, toparlamışlar. Kapının anahtarlarını değiştirmişler. Evi düzenli bulduk. Doğal olarak insanın psikolojisi bozuluyor. Ya evde olsaydık!…
Şimdi hırsızlara esleniyorum!
Hırsızlığın sözlük anlamı: Başkasının malını, parasını çalan kimse.
Siz insanların emek vererek elde ettiklerini alıp, götürüyorsunuz. Eve de zarar veriyorsunuz. Aynı şeyler sizin evinize ailenize yapılsa tepkiniz ne olur?
Eskiden insanlar paralarını, altınlarını evlerinde saklarlardı. “Yastık altı” sözü buradan gelir.
Şimdi bırakın evi, insanlar üzerlerinde para taşımıyor. Parası varsa bankaya yatırıyor, gerektiğinde azar-azar alıp harcıyor.
Çoğumuz kart kullanıyoruz. Para taşımıyoruz. Evlerde bir şey bulamazsınız.
Benim size önerim: Çalışın, alın terinizin emeğini yiyin. Toplumun birer önemli bireyi olun. Alnınız açık, başınız dik olarak yaşayın.
En şanslı bölgede yaşıyoruz. İş alanlarımız var. Evinize helal ekmek götürün. Bu işlerin sonu size zarar verir.
Bilinen bir örnek:
Çocuk komşunu kümesinden bir yumurta çalmış, eve getirmiş, annesi pişirmiş yemişler. Başka birgün tavuk getirmiş, annesi onu da pişirmiş afiyetle yemişler. Sonunda ünlü bir hırsız olmuş. Soygunlara karışmış, soygun cinayetleri derken, yakalanmış ve idamına karar verilmiş.
-Son sözün var mı? demişler.
-Annemi görmek istiyorum.
Hemen annesini bulup getiriyorlar. Anne üzgün, ağlayarak oğlunun yanına varıyor.
Oğlu: Anneciğim! Son dakikalarım. Kucakla beni. Dilini çıkar, dilinden öpmek istiyorum.
Annesi dilini çıkarır, oğlu annesinin dilini ısırarak koparır.
Nedenini sorarlar:
“Yumurtayı çaldığım zaman annem bunun kötü bir şey olduğunu söyleseydi, aferin demeseydi ben şimdi burada olmazdım” der.
Anne ve babalar bu mesajı iyi okuyun.
Bazılarına yaşı küçük diye ceza verilmiyor. Yaşı küçük olanların aileleri sorgulanmalı. Çocuklar ıslah edilmeli, eğitilmeli. Topluma kazandırılmalı, sokağa salınmamalı. Caydırıcı önlemler alınmalı. Suçlular mutlaka yakalanmalı ve cezasını çekmeli.
12 milyonluk İstanbul’da, bir tek saç kılından. sigara izmaritinden, parmak izinden suçlular bulunuyor. 2-3 bin kişilik küçük bir köyde mahallede hırsızların yakalanamaması, yakalananların salıverilmesi oldukça düşündürücü.
“Çekirge bir sıçrar, iki sıçrar” Gençliğinize geleceğinize zarar vermeyin.
Hakim suçluya sorar:
- Bu adamı niçin dövdün?
- Bana su aygırı dedi.
- Ne zaman?
- Tam bir yıl önce.
- Sen onu yeni dövmüşsün!
- Ben hiç su aygırı görmemiştim, geçen gün yeni gördüm de.
Er veya geç cezanızı çekersiniz.

Okunma Sayısı: 52 | Yazdır Yazdır |
  • Paylaş
mytorbali.com
Translator
Turkish flagItalian flagEnglish flagGerman flagFrench flagSpanish flagJapanese flagArabic flagRussian flagGreek flagDutch flagHebrew flagIndonesian flagSlovenian flagUkrainian flagVietnamese flagAlbanian flagMalay flag