BÜYÜK dimağ Hz.Ömer zamanında, Hicret’in 17.yılında alınan bir kararla, Hicret’in olduğu yıl Hicrî Takvimin birinci yılı ve o yılın Mu-harrem ayı da Hicrî Kamerî Takvimin ilk ayı kabul edilmek suretiyle, o yıl bir Muharrem’in rastladığı 16 Temmuz 622 tarihi de Hicrî-Ka-merî Takvimin başlangıcı olarak kabul edil-miştir. Uygulamada Hicrî Takvim olarak bilin-mektedir.
Bugün (18 Aralık 2009) Muharrem’in ikinci günüdür. Dün (17.12.2009) 1 Muharrem Hicrî yılbaşı olarak ifade edilir.
Hicrî yılbaşı olan 1 Muharrem Efendimiz (s.a.s)’in Hicretinin 1 Muharrem’de başlaması manasına gelmez. Sahabe-i Kiram’ın Hicret’i Muharrem’in başından itibaren başlamış ola-bilir. Kamerî ay Muharrem ayı ile başladığı için Hicrî yılbaşının başlangıcı olmuştur.
Hz. Muhammed (s.a.s) ve beraberindekiler, Safer ayının 27.günü Hz.Ebu Bekir ile beraber Medine-i Münevvere’ye Hicret etmek üzere Mekke’den ayrılmış, 4 gece Sevr Mağarasında kalmış, 1 Rebiü’l- Evvel Pazartesi günü Sevr Mağarasından Medine’ye doğru yola çıkmış-lardır. 8 Rebiü’l-Evvel /20 Eylül 622 Pazartesi günü Kuba’ya teşrif etmiş, burada “takva üze-rine müesses” Kuba Mescidi’ni inşa etmiş ve 12 Rebiü’l-Evvel Cuma günü Medine’ye doğru hareket etmişlerdir.
Medine’de İslam Devleti’nin kurulmasından Hz.Ömer devrine kadar Müslümanlar, bazı önemli olayları tarih başlangıcı olarak kabul edip, buna göre zamanlarını tayin etmektey-diler. Bazen Fîcar Savaşı, bazen de Veda Haccı takvimde esas alınıyordu.
Hz.Ömer (r.a) devrinde peş peşe fetihlerin ya-pılması sonucu İslam Devleti’nin sınırları ge-nişledi. Genişleyen sınırlar içerisinde birkaç resmi belge de tarihe bağlı iletişim problemi-nin yaşanması üzerine zaten uzun zamandır var olan takvim başlangıcı ihtiyacı gündeme geldi.
Her toplum kendi takvimini oluştururken kendileri için çok önemli kabul ettikleri bir günü başlangıç olara almışlardır.
Hz.Muhammed’in doğumu takvim başlangıcı olarak kabul edilebilirdi. Peygamberliğinin başlangıcı takvim başlangıcı olarak kabul edi-lebilirdi. Mi’racı veya Bedir zaferi günü de tak-vim başlangıcı sayılabilirdi. Fakat bütün bunla-rın ötesinde, İslam davasının bayraklaştığı ve İslam site devletinin temellerinin atıldığı, Me-dine Devri ile medeniyetin tohumlarının sa-çıldığı, hukukun üstünlüğünün başlangıcı ve hürriyetin sembolleştiği, İslam davasının yü-celtildiği ve küfrün belinin kırıldığı hicret, Hic-rî yılbaşı ve takvim başlangıcı olarak kabul edilmiştir.
Bu Hz. Ömer’in büyük fetanet ve firasetidir. Ne kadar ihata edici bir dimağa sahip olduğunun göstergesidir.
Hicrî yılbaşınızı tebrik ederim…





































