ÖNCE hayali kurulur. Sonra gerçekleşme olasılıkları araştırılır. Üzerinde bir dizi tartış-ma yapılır. Sağı-solu düzeltilir. Okunabilir bir tasarıma dönüştürülür ve kaynak yaratıl-mışsa, hayata geçirilir.
Projelerin uygulama yöntemlerinin kaba çizgileri bunlardır.
İçinde insan olan projeleri biraz farklı algıla-mak gerekir. Çünkü insanın evrensel normlar içerisinde, yaşam hakkı, sağlıklı ömür sürdü-rebilme gibi temel ve vazgeçilemez talepleri vardır. Bir proje üretilirken ve de onun içinde insan bulunuyorsa; bu talepleri göz ardı edemezsiniz. Sanayi devriminin kaçınılmaz sonucu olarak köyler kentlere dönüştü. İlk yıllarda bu büyük projenin içerisindeki insan faktörü pek dikkate alınmadı.
Endüstri parlak bir ışık veriyordu.
Karlar birikiyor, sermaye güçleniyordu. Toplumları etkileyecek olumsuzluklar ancak yaşanarak farkedildi. 1952 yılında Londra da sadece beş gün içinde 1000 kişi hava kirliliğinden yaşamlarını yitirdi. Takip eden yıllarda başta İngiltere olmak üzere tüm Avrupa ülkeleri, sanayi projeleri üzerinde artarak giden özen ve dikkat göstermeye başladılar.
Biz o yıllarda hala köydeydik. Rüzgar bizi de etkileyecekti. O zamanlar Avrupalı dostla-rımız; “bakın siz işin daha başındasınız, bizim yaptığımız yanlışları siz yapmayın dediler”.
Ne mümkün……..
Önce güzelim Bursa ovasını katlettik. İzmit körfezini foseptik çukuru yaptık. İstanbul’u bir kent değil de bir ülke konumuna getirdik. Egede nerede tarıma uygun arazi varsa, sanayinin emrine tahsis ettik. Enerji ürete-ceğiz diyerek Yatağanı mezara gömdük. Nerede bir dere bulduysak, ona bir kanalizasyon hattı görevi verdik.
Doğanın sabrını sınıyoruz….
Ne çevre kaldı, ne de çevrenin insanı…..
Çevre bilinci kent sakinleri için yaşamsal önemdedir. Ev ve sanayi atıkları ve onların içerisindeki kimyasallar, petrol türevi abalaj malzemeleri, piller ve giderek çoğalan elektronik cihaz hurdaları; toprağın, suyun ve aynı zamanda geleceğimizin katilleridir.
Vakit çok geçmeden bu konuda sivil ref-leksler oluşturulmalı, her kademedeki toplu-luklar bilinçlendirilmelidir. Apartman yöneticileri ve kapıcıların atacağı küçücük adımlar; çocuklarımızın geleceğine yönelik büyük yatırımlara dönüşecektir. Hanımlar deterjan ve su kullanımı konularında eğitilmeliler. Kaynağında alınacak basit önlemlerin, yerel yönetimlerin ve diğer idari kademelerin alacağı büyük ölçekli önlemlere hatırı sayılır olumlu katkıları olacaktır.
Bazı yerlerde şu levhayı görürsünüz: “HURDACI GİREMEZ”.
Ben olsam şöyle yazardım: “EN ÇOK HURDA TOPLAYANA ÖDÜL VERİLECEKTİR”.
Tekrar kazanıma herkes bir biçimde katkıda bulunmalıdır. Yoksa kendi elimizle kendi geleceğimizi bitiririz.









































