Büyük Torbalı Gazetesi

İnsanlık vasfı

İNSANLARA bir şeyler anlatmak adına ne yapılacaksa onu yapma. Devlet dairelerinde yangında ilk kurtarılacak ibaresiyle not düşül-müş evraklar bulunmaktadır.
Bu ifadeyle paralel olarak insanında kendini sorgulaması gerektiği düşünülürse Allah Ko-rusun başımıza gelecek bir büyük felaketten sonra yakın ailemiz dışında ‘Acaba ona ne oldu?’ sorusunun muhatabı olacak, ilk önce kurtarmayı düşüneceğimiz kişi veya kişiler kimse onlar bizim en yakın arkadaşımız en yakın dostumuzdur diye söylenebilir belki de.
İnsanın bazı anlarda kendi öz kardeşinden bile daha yakın gördüğü- kabul ettiği insan olan dostu, arkadaşı onun aynı zamanda kendi du-rumunu da ortaya koyar bizlere. ‘Arkadaşını söyle sana kim olduğunu söyleyeyim ‘ ata-sözümüz ile açıklanan bu durum, dinimizde de – ‘kişi arkadaşının dini üzeredir’ gibi bir tanımlamayla da karşılık bulmuştur.
Evet, kişi en yakın arkadaşı gibidir. En yakın dostu kişinin aynı zamanda aynası gibidir.
Arkadaşı üzülünce mutlu olan birisinin, arka-daşı olduğunu kabul etmek hele hele onu sev-diğinden söz etmek yanlış olacaktır.
O halde insanın doğasında var olan bulduğu güzellikleri, yakaladığı iyilikleri, tattığı mut-lulukları, hissettiği sevgiyi başkalarına aktar-ma, yayma yükümlülüğünün ilk halkası en yakın dostları arkadaşları olsa gerektir.
Okuduğu okuldaki fizik dersinde sınıfta kal-manın kaldırıldığını duyan kişinin bunu arka-daşına sevinçle aktarması, maçta seyrettiği güzel bir futbolcuyu insanların seyretmesi adına etraftakilerin telefonla aranması, panik atağa karşı nefes ekzersizlerinin başarılı oldu-ğu gerçeğini öğrenen kişinin bunu herkese du-yurmaya çalışması vs. bunların en basit ör-nekleridir. Bunu ve ayna örneğini isterseniz bir başka örnekle müşahhas kılmaya çalı-şalım.
Şimdi siz, yukarıda ilk paragrafta anlatıldığı şekliyle en çok sevdiğiniz bir arkadaşınızı bu örneğin içine alın. Alın ve şöyle düşünün.
En yakın arkadaşınız üzüntü içerisinde kıvra-nıyor. Siz ise neredeyse hayatınızın her ala-nında mutlu mu mutlusunuz. Acaba tüm bu mutluluğunuza rağmen arkadaşınızın bu ha-liyle anca nereye kadar mutluluk duyarsınız. (Zaten duyarsanız sizde insanlık adına bir problem var demektir.) Arkadaşınızın mutsuz-luğu elbet sizi de etkileyecek ve dolayısıyla sorunun kaynağı ve çözümü adına sizi bir ted-bir alamaya itecektir.
Anlıyorsunuz ki arkadaşınız ailevi yönden zor durumda. Belki de kumar, içki vs. alışkanlık-ları yüzünden aile kopma noktasına gelmiş.
Sizin bu noktaya kadar olaya lisanı münasiple müdahale etmemeniz ayrı bir konu ama çö-züm adına bir şeyler yapmaya mı çalışırsınız yoksa -bana ne! -mi dersiniz ? Bu aslında si-zin kendi ayaklarınıza sıkmanız anlamına da gelmiyor mu?
Görüldüğü üzere insanın iyilikleri yayma ve kötülükleri önleme yükümlülüğü aslında bir anlamda kendi için de mecburi bir yükümlülük.
Örneği birde tersinden olumlu açıdan verelim. Yine aynı şekilde diyelim ki çok ama çok sevdiğiniz bir arkadaşınız var. Bu arkadaşı-nızın mutlu olması sizi de mutlu edecek mi? Sorunun cevabı elbette evettir.
O halde onu mutlu etmeyi düşünün. Nasıl mutlu edecekseniz öyle bir mutluluk sunun ona. Bu mutluluk mutlaka meşru bir mutluluk olmalı ama. Bu mutluluk zehirli elma misali nefsin sonsuz ve doymaz isteklerine daha da bir ateş atmamalı ama.
Diyelim ki arkadaşınız Fenerbahçeli. O halde o arkadaşınızı alıp Saraçoğlu stadında bir ma-ça götürseniz tabiatıyla çok mutlu olacaktır.
O çok mutlu olduğu için siz de mutlu olacak-sınız bir de.
Ancak maç bitecek ve onun mutluluğu da bi-tecektir aynen sizin mutluluğunuzun da sona erdiği gibi.
O zaman bir başka mutluluğu da düşünün. Mesela arkadaşınızın çok ama çok yapmak istediği bir şeyi de başarın onun için. Çukulatalı pastayı yığın önüne veya istek bu-ya Kaka hayranı olduğundan onu davet edin arkadaşınızın evine gelsin diye.
Bunların hepsinde arkadaşınız müthiş bir mutluluk yakalayacak ve dolayısıyla onun mutluluğu sizi de bir o kadar mutlu edecektir.
Siz arkadaşınıza cennet misal hiç ama hiç bit-meyecek, sonu olmayan, tadı lezzeti asla sol-mayacak ve Dünyadaki mutluluklardan çok ama çok daha üst bir mutluluk vermek isteyeceksiniz elbet.
Zira insanı ancak sonsuzluk tatmin eder.
Unutmayın onu sonsuz mutlulukla mutlu etmek aslında sizin kendinizi de sonsuz mutlulukla mutlu etmeniz anlamına gelmekte.
Tabi ki bunu kendi mutluluğunuz için yapmamak şartıyla.

Etiketler: ,

Reklam

Powered by PROTEK Teknoloji