SİZ bu yazıyı okuduğunuzda ilçemizdeki Esnaf ve Sanatkarlar Odası seçimleri sonuçlanmış ola-cak. 3 bin 580 e yakın esnafımız yeni yöneticileri-ni seçmek için dün sandık başındaydı.. Halil Gül-cü, Ruhi Gülercan, Sezai Tamer ve ekiplerinde-ki arkadaşları pırıl pırıl insanlar. Hepsine başarılar dilerim. Konuşmaları dinledikten sonra yazımı hazırlamak için salondan ayrıldım.
***
Toplumun her kesimin örgütlenmesinden yana-yım. İşçi, çiftçi, memur, esnaf vb. eski ahilik sis-teminin daha çağdaş biçiminde örgütlenmelerinin aynı yada benzer işleri yapan veya çalışanların e-konomik, demokratik mesleki konulardaki örgüt-lülüğünden yanayım. Bir tür işçi sendikalarına benzeyen örgütlenmeler olmalı… Çiftçi sendika-ları, Hayvancı sendikaları, Esnaf ve Sanatkarlar sendikaları gibi… Örneğin Fransa süt ithal ettiğin-de Fransız çiftçisi sütü yollara döküyor; sebze, meyve ithal ettiğinde tırlar dolusu meyve ve seb-ze Paris’in meydanlarına dökülüyor ya işte öyle bir örgütlülük!.. Hükümet et ithal ettiğinde sürü-leri büyük kentlerin sokaklarına süren; pamuğu maliyetin altında fiyat verdiğinde yolları kapatan, kamyonculara vergi yüklediğinde pilakaları iptal eden bir örgütlülükten yanayım.. Ülkemizde hü-kümetlere bağlı, onların bakanlıklarınca denet-lenen odalar bu örgütlenmeyi sağlar mı? Bilemi-yorum. Yinede demokratik işleyişe katkı sunduk-ları katalizor görevini üstlendikleri kanısındayım
***
Bugüne deyin oda seçimi ile ilgili bir yazı yazma-mamın nedeni yanlış yorumlanmasından çekindi-ğim içindir. Her aday ve ekibine eşit mesafede, aynı uzaklıkta kalmaya çalışmaktan kaynaklı bir durum. Hiçbir grubun ne yandaşı nede karşıtı ol-mayı düşünmediğim için yazmadım. Yerel yöneti-cilerin de buna benzer bir bakış açısı sergilemeleri yerinde bir durum… Seçim bitti. Konuyla ilgili görüş ve düşüncelerimi seçilen yeni yöneticilerle paylaşmamda bir sakınca yok.
Seçime katılıp seçme ve seçilme haklarını kulla-nanlar; küçük sermaye ve zanaat sahibi, yaptıkları iş için beden ve kafa gücü harcayan emekçi dost-larımızdır. Ekonomimizin kılcal damarları görevi-ni üstlenmişler toplumun koruma siboplarıdırlar. Bu kesimin ekonomik olarak yok sayılması ya da yok olmaları toplumsal patlamaları da beraberin-de getirir. Siyasi iktidarlar Esnaf ve Sanatkarları-mızın arasında bir tavır almaları halinde yok olup giderler. Düşünün! Yanlızca ilçemizde 3580 esna-fımız var. Ülkemizde iki milyonun üzerinde bakkal esnafımızın olduğu biliniyor.
***
Bakkalcı, pazarcı, berber, terzi, boyacı, kaportacı, tornacı, tamirci, manav vb. yok oluş sürecini yaşı-yorlar ülkemizde. Aslında oda örgütlenmelerinin sendika şekline dönüştürmenin yollarını aramalı-yız. Ancak bu şekilde ekonomik, özlük ve demok-ratik taleplerini haykıra bilirler. Mesleki konular-da daha etkin ve etkili bir güç olabilirler, diye dü-şünüyorum. Esnaf, çiftçi, işçi vb. toplum katman-ları dünyayı ve ülkemizi saran tekelleşme ve neo-liberalizm (vahşi kapitalizm) karşısında ayakta kalmakta zorluk çekiyorlar. Teknolojinin küçült-tüğü dünyamızda küçük umut ve özlemlerimizi birleşebileceğimiz bir örgütlülükle aşabiliriz. Yal-nız olmadığımız bilinci ve paylaşma duyguları-mız ile dostlarımızın gelişimine de katkı sunacak-tır bu durum.
Başbakan bakkallarımız için; “Yolun sonu gö-ründü, birleşin!” diyerek büyük market ve işlet-melerden yana tavrını koydu. İki milyonun üstün-de bakkal esnafını bir kenara atıp üç beş zenginin yanında yer aldı. Oysa bakkallar toplumun ekono-mik anlamda gazını alan emniyet siboplarıdır. Market veresiye verir mi? Gece saat 22-23 te birşey lazım olduğunda markete giden var mı? Bakkallarımız; köyde, mahallede veresiye yazan, borç para alınan, adres sorulan; mahallenin ban-kası işlevini sürdürmüyor mu? Dünyanın her ye-rinde mahalle bakkalı yada benzeri kuruluşların yaşatılmasına çalışılır, her yerde bu durum vardır. Üstelik cumhuriyetin ilk yıllarından beri vergi öderler bakkallar. Tüm esnafımızın bu toplumun kayaları gibidirler. Rüzgar ve fırtına ne kadar kuvvetli eserse essin onları yerinden oynatamaz ancak üzerindeki tozu alır.
***
Esnafımızın dert küpü. Elektrik parasını, kirasını ödeyemeyecek durumda siftahsız kepenk kapa-tanlar var. Bu durum ekonomik krizle ilgili de ol-sa durum zor. Kapanan dükkanlar ne kadar? Yeri-ne yenileri açılıyor mu? Bu konuda istatiki bir bilgi verilmedi ama görünen köy kılavuz istemi-yor. Seçim demokratik bir yöntem. Tüm adaylara başarılar dileyerek ayrıldım salondan. Adayların seçim sonrası salondan kol kola çıkacaklarına; çe-kişmeleri ve seçim yarışını bir kenara bırakarak enerji ve teknoloji ürünlerine, vergilere yapılan zamların karşısında birlikte duracakları bir anla-yışla birleşeceklerine eminim. Kazananı şimdiden kutluyorum.
***
Pazar günü ‘Sevgililer Günü’ olarak kutlanacak. Tüm canların ve cananların tüm özlemlerinin gerçekleşmesini diliyorum. Sevgilerinin bir ömür sürmesini diliyorum. Aşkı anlamaya bir günün yetmeyeceği gerçeğinden yola çıkarak..
Yazımızı Orhan Veli’nin ‘iş olsun diye’ dizeleriyle bitirelim:
“Bütün güzel kadınlar zannederler ki
Aşk üstüne yazdığım her şiir
Kendileri için yazılmıştır.
Bense daima üzüntüsünü çektim
Onları iş olsun diye yazdığımı
Bilmenin…”





































