BİRİNCİ dönemin son günlerinde, karneler gündeme geldiğinde, velilerinin karne notlarını, başka öğrenci arkadaşlarının notlarıyla kıyaslayacak olmasından yakınan öğrencilerimize şahit oldum. Ders başarılarının veya başarısızlıklarının başkalarıyla karşılaştırılmasından haklı olarak rahatsızlık duyuyorlardı. Velilerimiz, bu anlayışın eğitim açısından son derece yanlış olduğunu, aslında gençlerin sadece kendileriyle kıyaslanması gerektiğini bilmelidir. Her öğrenci, kişilik olarak başlı başına bir değer ifade eder. Onun kişilik özellikleri, insani değerlere, millî, manevi, ahlaki değerlere bağlılığı, saygınlığı, hayat anlayışı, azimli, kararlı oluşu, mücadeleci bir ruha sahip oluşu vs. önemli kriterlerdir. Sadece ders başarısı, onu tanımak açısından yeterli bir ölçü olamaz. Hem sonra başkalarından üstün olmak önemli değildir. Asıl üstünlük, dünkü hâlimizden üstün olmamızdır. Eğer kendimizi dünkü durumumuzdan üstün görebiliyorsak, dağarcığımıza her gün yeni bir şeyler ekleyebiliyorsak asıl üstünlük odur. Peygamber Efendimiz de bir hadisinde “Bir günü diğer gününe eşit olan mümin ziyandadır” buyurmuştur. Zaten “inkılapçılık” da her gün kendini yenilemeyi, sürekli bir gelişme içinde olmayı gerektirir.
* * *
Velilerin veya aile büyüklerinin “Biz sizin yaşınızdayken…” diye başlayan öğütleri, eleştirel yaklaşımları, gençler üzerinde olumsuz etkiler oluşturmaktadır. Onları, en az otuz yıl önceki şartlara göre değerlendirmek son derece yanlıştır. İnsanlar, yaşadıkları dönemin şartlarına uygun bir donanıma sahip olmalıdır. Aile büyükleri, öğrenim çağındaki evlatlarından kendi gençliğindeki gibi tutum ve davranışlar beklememelidir. Bu durum, o delikanlıyı, yirmi otuz yıl öncesine götürmek olur. Hâlbuki insanlık sürekli gelişmektedir. Bilim, sanat, teknoloji, fen sürekli gelişme kaydetmektedir. Öğrencilerimiz, bu gelişmelere ayak uyduracak bir tarzda eğitilmelidir. Hz. Ali’nin şu sözü çok manidardır: “Çocuklarınızı kendi çağınıza göre değil onların yaşadıkları veya yaşayacakları çağa göre yetiştirin.”
* * *
Aile ziyaretlerinde, çocuklarının okul durumları gündeme geldiğinde, anne babaların genellikle “Matematik dersi nasıl? Deneme sınavlarında, Matematik’ten kaç net çıkarıyor?” şeklindeki değerlendirmelerine, sanırım siz de şahit olmuşsunuzdur. Matematik dersi elbette önemlidir. Ancak “Matematik’ten başarılı olan öğrenci iyi, başarılı, süper bir öğrencidir.” tarzındaki bir yaklaşım yanlıştır. Bir öğrenci, sosyal bilimlerde, sporda, müzikte, el sanatlarında veya başka alanlarda da başarılı olabilir. Nitekim mesleki eğitimde, bu durumun canlı örnekleriyle birçok defa karşılaştık. Atölyede, uygulamalı derslerde kendini aşan, mükemmel performans gösteren, el sanatlarında son derece başarılı olan bazı öğrencilerimiz, aynı performansı kültür derslerinde gösteremiyorlardı. Yetenekler farklılık arz eder. Bu, doğal karşılanması gereken bir durumdur.
* * *
Akademik başarıyı, ders başarısını önemseyenler için anlatılan meşhur kıssayı sanırım hatırlarsınız. Bir zamanlar, bir baba, davranışlarında tutarsız olan, nerede nasıl konuşulacağını bilmeyen, insani değerlerden habersiz, saygısız oğluna sürekli olarak “Oğlum sen adam olamazsın.” dermiş. Oğlu, okullarını başarıyla bitirmiş. Akademik açıdan çok başarılıymış. Söz temsili, kaymakam olmuş.
Babanın sözlerini hatırlıyorsunuz: “Oğlum, sen kaymakam olmuşsun ama adam olamamışsın.” Aslında önemli olan “adam” olabilmek, insan olabilmektir. Eğitimde amaç, bilgili, kültürlü, donanımlı ve insani değerlere sahip bireyler yetiştirmek olmalıdır. Ancak gençlerimizin sadece ilim sahibi (âlim) olması yeterli değildir.
Onların irfan sahibi (arif) olması gerektiği hususu da önemsenmelidir.
* * *
Öğretmen, veli ve öğrenci… Bu üç öğeden oluşan sacayağı, eğitimin temelini oluşturmaktadır.
Öğretmen, öğretmesi gerekenlerin; öğrenci, öğrenmesi gerekenlerin; veli, öğrenciden ve öğretmenden beklentilerinin bilincinde olursa eğitim sistemimizin problemlerinin büyük ölçüde çözüleceği kanaatindeyim. Eğitim çağındaki gençlerimizin dimağları müspet bilimlerle süslenirken gönül dünyaları da ihmal edilmemelidir. Hem âlim hem de arif olan nesillere çok ihtiyacımız var.





































