HER nefsin tadacağı şey… Vakti, yeri, şekli değişse de herkes için varolan en büyük gerçek. Sebepsiz de ölüm olmaz derler. Sebepler de perde hükmünde. Perde kalksa her şey ayan beyan olacak. O zaman imtihanların bir hükmü kalmayacak. Ölümlerden sonra hepimiz “ÖLÜMÜ” değil “SEBEBİ” konuşuruz. Sebeple takılıp, asılı unuturuz.
Salı günü Ayrancılar’da gencecik bir kardeşimiz evinin çatısına kendini asarak intihar etti. Son derece üzüldük.
Hiçbir şey ölümü seçmek için bir neden olamaz. Ama anlık ”BOŞLUK”. İnsan için en tehlikeli uçurum… Konuşulması gereken bu “BOŞLUĞUN” nasıl doldurulacağı.
Kazalar, belalar, musibetler, hastalıklar olacak. Bazen istemediğimiz gibi gidecek her şey. Sınavda bir öğrenciye hep beklediği sorular çıkar mı? Beklemediği bir soru çıkınca öğrenci okulu mu terk etmeli! Evet bu Boşluk nasıl dolar en önemli meselemiz aslında. Rahmetli olan kardeşimizin ailesine Allah’tan sabır diliyorum.
“DEPREM” deyince de ölüm geliyor aklımıza. Elazığ’ın Karakoçan ilçesinin Başyurt Beldesi merkezli 6.0 şiddetindeki depremde 51 insanımız hayatını kaybetti. Bu şiddetteki bir deprem normalde hasara bile yol açmaması gerekirken 51 insanımız ölüyor. Toprak, kerpiç evlerin altında boğuluyor insanlar. Yüzlerce hayvan telef oluyor. 51 ölüm sebep peki!
Bu memlekette herkes adam gibi görevini yapsaydı acaba hala toprak evler olur muydu?! Didişmek, kakışmak yerine el ele milletimizin sorunlarına eğilebilseydik bunlar yaşanır mıydı?! Kimse bu kusurdan sıyrılamaz. Cumhuriyet tarihimiz boyunca herkes bundan sorumlu.
Devletin kurumlarıyla ve kurallarıyla, “MİLLETE” hizmet etmek için teşekkül ettiğinden hiç kimsenin haberi yok sanki. Herkes anayasal görevinin “DIŞINDA” birbirine üstünlük sağlama telaşında. Herkes bu milletin değerlerini sadece kendi çıkarları için suistimal etme telaşında. Bir gün “ÇARŞAFA” rozet takıyoruz, ertesi gün ÇARŞAFI yırtıyoruz. Bir gün terörist başının “ASILAMAMA” kararının altına paşa paşa imza basıyoruz, ertesi gün meydanlarda milletin üstüne “URGAN” savuruyoruz.
Anadolu’da hala toprak evler, adeta birer hazır mezar. Bir büyük dönüşümle Anadolu’da bu yapıların düzenlenmesi gerekir.
Gerekir mi. Yoksa ölen öldüğüyle kalır mı? Saygılar…





































