SEVGİLİ Torbalılı hemşehrilerim; paranın gücü-nün 2.bölümüne geçmeden, piyasalardaki geçici bahar havasına eylül ayına kadar ara vermenizi tavsiye ediyorum ve ansiklopedik bilgi niteliğin-deki…
Anlayanlara da anlamayanlara da, benim Türk askerim kahpece kurşunlanırken sesleri çıkmayıp özellikle eğlenenlere ve piyasalarda başka ülkelerde de olsa yas ilan edilip borsalar kapatılırken bizim borsamızı 5000 puan yükseltenlere de düşünüp anlasınlar diye yazıma devam etmek istiyorum…
Nathan Mayer Rothschild(1777-1836) ise ailenin İngiltere kolunu oluşturdu.
Oraya tekstil tüccarı olarak gidip, 18 yıl sonra Londra’da bugün de faaliyette olan N.M.Rothschilds & Sons Bankası’nı kuran bu üçüncü kardeş, İngiltere’de öylesine etkili ve zengin oldu ki, Waterloo savaşında bile hangi aşamalarda hisse satıp hangi aşamalarda hisse alımı yapılması gerektiğini bilebildi.
Savaş sırasında çarpışan taraflara borç veren aile, buğday, pamuk, sömürgelerden gelen ürünler ve silah gibi malların ticaretini, gerektiğinde kaçakçılığını da yaptı.
Ayrıca Napoleon’un İngiliz ticaretinden uzak tut-maya çalıştığı kara Avrupası ile Britanya Adaları arasındaki uluslararası ödemelerin transferlerini gerçekleştiren Rothschild Ailesi, bu dönemde çok büyük bir servet biriktirdi.
Elmas için Afrikalılar’a, tütün için Türkler’e kıydılar!
Onunla aynı adı taşıyan torunu Nathan Mayer Rothschild (1840-1915) ise, baron ünvanı alan ilk Rothschild oldu.
Kral 7. Eduard’ın çocukluk arkadaşı olan Rothschild, İngiliz Lordlar Kamarası’nda 24 yıl boyunca üyelik yapmanın yanı sıra, yaklaşık 40 yıl boyunca da Birleşik Sinegogların (United Synagogue) başkanı olarak görev aldı.
İngiltere’yi Güney Afrika sömürgeciliğinde destekleyen Baron 1. Rothschild, yine bir Yahudi olan De Beer’in kurucusu Cecil Rhodes’i finanse edip, onunla birlikte Güney Afrika elmasının nimetlerinden yararlanırken, yerli halk, korkunç katliamlarla karşı karşıya kalmıştı.
Burada durup Reji Şirketi’nin tuttuğu kolcuların öldürdüğü Türk tütün üreticilerini aklımıza getiriyoruz.
Ellerindeki tütünü çok ucuza kapatmaya çalışan Rothschild’lerin Reji Şirketi’nden tütününü kaçırıp biraz daha pahalıya başkalarına satmaya çalışan bu ‘emekçi’ insanlar, kendi topraklarında ‘kaçakçı’ durumuna düşürülmüş ve iddialara göre on binlercesi acımasızca öldürülmüşlerdi.
Suç kimdeydi?…
Ve günümüzde Tekel birilerine satılınca suç kimin olacak?..
Rothschild’ler gibi, ‘parayı veririm, istediğimi alırım. İster unvan (baronluk), ister ülke (örneğin İsrail), canım ne isterse alırım’ diyen ‘yabancı ya da yerli’ para hükümdarlarının mı, yoksa bu tip ‘liberal’ politikalar uygulayan devlet yöneticilerinin mi?
Neyse, biz yine Rothschild hanedanının birçok anlamda ibret alınacak tarihçesine geri dönelim..
Kutsal topraklara adım adım…
Baron 1. Rothschild”in en büyük arzusu, kutsal topraklarda İsrail devletinin kurulmasıydı.
1875 yılında İngiltere için çok büyük önemi olan Süveyş Kanalı Kumpanyasının hisselerinin çoğunu alabilsin diye, Kraliçe Viktorya”ya birkaç saat içinde 4 milyon sterlin bulan Rothschild ailesi, politik iradede gittikçe daha büyük güç sahibi oluyordu.
Bu arada Osmanlı İmparatorluğu, kendine bağlı farklı milletlerin baş kaldırmaları ile uğraşırken, Rusya ile süren savaşlarla başlayan dış borçları onu iyice zor duruma sokmuştu.
Sonunda, sözde müttefiklerin inceden inceye yaptıkları plan bir bir gerçekleşti ve Osmanlı Devleti, Kutsal Toprakları da sonunda İngiltere”ye kaptırdı.
İşte, Rothschild Ailesi için, 100 yılı aşkındır sürdürülen en büyük düş, artık gerçekleşebilecek duruma gelmişti.
Belki de bu aileyi, Frankfurt’taki Yahudi Mahallesi’nden bugünlere kadar getiren `hırs` bu istek olmuştu.
Baron 1. Rothschild’in oğlu, Baron 2. Rothschild, yani Lionel Walter Rothschild, ailenin bu isteğini gerçekleştirmeyi başardı.
1. Balfour Deklarasyonu, onlara yollanan bir mektuptu!
Ailenin Britanya İmparatorluğu üzerine baskısı o derece büyüktü ki, İngiliz savaş kabinesinde Dışişleri Bakanı olan Lord Arthur Balfour, 2 Kasım 1917 tarihinde uluslararası Siyonist hareketin liderlerinden sayılan Lord Rothschild’e bir mektup göndererek, Filistin topraklarında bir Musevi devleti kurulması konusunda İngiliz hükümetinin destek vereceğini bildirdi.
Devamı Cuma’ya hoşçakalın





































