“Bir Söz” : Bir tek kişiye yapılan haksızlık, bütün topluluğa yönelmiş bir tehdittir. Montes Quiev
Merhaba “Şiirle…” dostları
Adını ve piyasaya çıkış tarihini önümüzdeki hafta vereceğim yeni kitabımın çalışması bitmek üzere. Her çocuğumuzun doğumunda yaşadığımız heyecan her kitabın çıkışında yaşanıyor.
Bu hafta çok uzaklara gitmedik, iyi şair olduğunu bildiklerimize, dostlara yöneldik ve sizleri onlarla tanıştırmak istedik.
Refik Durbaş 10 Şubat 1944‘te Erzurum‘un Pasinler ilçesinde doğdu. Liseyi İzmir‘de bitirdi. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümündeki öğrenimini bitirmeden ayrıldı. 1965-1968 arasında çeşitli işlerde çalıştı. Yeni İstanbul ve Cumhuriyet gazetelerinde düzeltmenlik yaptı.
İkinci Yeni esintisi ile başladığı şiir yaşamı, zamanla toplumcu yönelim kazandı. Kendine özgü dili ve benzetmeleriyle, baştan beri tavrını ve varlığını keskinleştiren, anlam kadar biçime de önem veren şiirler yazdı. Çarşıların, işçi kızların, pazar yerlerinin, çay evlerinin dünyasını yansıtan şair olarak tanındı. Şiirinde günlük konuşma dili içine ustaca serpiştirilmiş eski sözcükler de kullandı.
Perihan Baykal, 3 Şubat 962 doğumlu. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Psikoloji Bölümü mezunu. Uzun yıllar felsefe öğretmenliği yaptı ama öğrenciliği öğretmenlikten hep daha fazla sevdi. Şu anda Tekirdağ’da yaşıyor ama tüm yeryüzünü ve hatta gökyüzünü yurdu görüyor
Ahmet Erhan, 8 Şubat 1958 Ankara doğumlu. Gazi Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatından mezun oldu.
Ahmet Erhan söylemini, imgelerini, temalarını yaşamın kendisi kadar çeşitlendirebilen bir şair. Şiiri o yüzden devingendir: Zamana, duyarlılığa, sevgiye, acılara, doğaya, gelişmeye yürür. Şiiri, `anlatıcı` bir şiirdir. Bu nedenle sözlüğü genişletir. Şiirlerinde hemen hemen her kelimeye rastlayabilirsiniz. İzlekleri belli, daha doğrusu belirli olsa da konu zenginliğiyle insanı şaşırtır.
Şiirle Kalın
………………
“Konu şairlerden”
MENZİL
Onlar ki aydınlık üzre
ecel toprağına
umut
ektiler. Ay dolandı vay deli gönlüm
Ölüm şaşırdı menzilini
Onlar ki karanlık üzre
korku mazgalına
zulüm
serdiler. Ay dolandı vay deli gönlüm
Ölüm şaşırdı menzilini
Onlar ki cehennem üzre
yürekten
cennet
süzdüler. Ay dolandı vay deli gönlüm
Ölüm şaşırdı menzilini
Refik Durbaş
……………………………………………………………………………
Lil Aşkına güneşin kehribar kokulu terini sürdüm de tenime tiril e s r â r ile esnedi âyet ve bilcümle mâbet göğnüdüm göğerdim göğ oldum ve bâdehu kısığından geçtim şehsüvar! sırladım kapıyı gül aşkına aşk verdi yeni gün gökle yer arasında lil aşkına İnatla direniyorum işgal ordularına dünün Ağzımda dikenli sapı bir gülün
Perihan Baykal
…………………………………………….
Yolcu Akdeniz kazan, yüreğim kepçe dönüp, dolaşıp durdum turuncu sokaklar boyunca. Elimde bir mavi çiçek kaldı. Ben soldum, o solmadı Ahmet Erhan
………………………………….
Sen Gitmedin Ben Öldüm Nasıl yaşarım ben sensiz nasıl Kollarımda tutarken titreyen seni Dudaklarımda gözlerinin tuzuyla Sen gitmedin ben öldüm asıl Neden terk ettin beni güçsüzlüğüme Eridim ben gidişinin alevinde Şimdi nasıl yaşarım ben sensiz nasıl Nasıl parçalandık hücre hücre biz nasıl Gidişin tekrar tekrar hep bende Hem mahkumum hem nöbetçi hasretine Sen gitmedin ben öldüm asıl. Necla Maraşlı
……………………………………………
|
……………………………………………………………………………..
“Bir benden”
(eskilerden bir şiir)
İçimdeki Ses
bir ses var içimde yuvalanmış
söyleyemediğim
susla zincirlenmiş yüreğime
kıramadığım
akmayan gözyaşlarımla düğümlenmiş
çözemediğim
bir şey var dudaklarımdan gözlerime vuran
haykıramadığım…
Mehmet Bardakçı





































