Ana Sayfa » Köşe Yazarı : Necdet İÇEL

Köşe Yazarı : Necdet İÇEL

Necdet İÇEL

KULLUK EDEBİ

    GEÇEN hafta yazdığım “Günah İle Yücelmek” yazısından sonradeğerli okurlarımızdanbir kısmı bu hususu yanlış anlayarak, “Öyle ise bolbol günah işleyelim” şeklinde yorumlamışlardır. Denge içinde anlatmaya çalıştığım önemli hususu bazı okurlar menfi istikamette anlayarak bir kısım günahlara fetva verdiğim şeklinde yorumlamış, “Öyle ya, madem günahlar sevaba dönüşebiliyor, önce günah işleyip, sonra tevbe etsek olmaz mı?” diye fikir beyan etmişlerdir. Böyle ...

Devamını oku »

Mekanın cennet olsun Hacı Arif Abi…

  İNSANIN hayatında gördüğü, tanıdığı ve tesiri altında kaldığı farklı simalar vardır. Yakın tarihde Rahmet-i Rahman’a kavuşan Hacı Arif Çağanabide tesiri altında kaldığım çok parlak bir simadır. İnsan onun tevazusu karşısında eziliyor ve mütevazi olmaya mecbur kalıyordu. Kendisine teklif edilen hiç bir hayırlı işe hayır dememe Peygamberi ahlakı ile yaşamış, nadide şahsiyetlerdendi. İmam-ı Azam hazretleri, Efendimiz (a.s.m) in cömertliğini anlattığı ...

Devamını oku »

GÜNAH İLE YÜCELMEK

    İFADE ettiğim başlık ile baktığımız zaman mesele anlaşılması zor gibi görünmektedir. Zîra günah insanın yükselmesine değil düşüşüne, kaybetmesine sebebiyet verir. Hz. Adem de Cennette bir günah işledim zannı ile pişman oldu, orada Allah’ın emrine baş kaldırdığı için Cennetten mahrum oldu. Günah işlemek bizim fıtratımızda vardır. Günah işleriz ve fakat arkasından tövbe edersek bu bizim kaybetme kuşağında kazancımız olur. ...

Devamını oku »

HASET VE GIPTA

  Haset ile gıpta birbirine benzeyen zıt hasletlerdir. Tıpkı tevâzu ile tezellül, vakar ile tekebbür, israf ile cömertlik,iktisat ile cimrilik gibi… Bunlar zahirde bir benzerlik taşısa da hakikatte zıtdırlar. Biri memduh, diğeri mezmum olan iki ayrı sıfatlardır. Haset nimet verilmiş olan kimseden o nimetin zevalini istemek, yani nimetin yok olarak o kimsenin mahrum kalmasını temenni etmektir. Bazı alimler“kişinin bu nimete ...

Devamını oku »

ÂHİRETE İMAN

      Âhiret, sözlükte “son, sonra olan ve son gün” anlamlarına gelir.Terim olarak âhiret, İsrâfil’in (a.s.) Allah’ın emriyle,kıyametin kopması için sûra ilk defa üflemesiyle başlayacak olan ebedî hayata denilir. İsrâfil (a.s.) sûra ikinci defa üfleyince insanlar diriltilip hesaba çekilecek, sonra dünyadaki iman ve amellerine göre ceza ve mükâfat görecek, cennetlikler cennete, cehennemlikler cehenneme girecek ve orada kalacaklardır.   Âhirete ...

Devamını oku »

İlim

  İlim; bilmek, idrak etmektir. Okumakla veya görmek ve dinlemekle veya ilahi lütufla elde edilen malumattır. İrfan; bilmek, anlayış, tecrübe ve zekadan ileri gelen zihnî ve kalbî olgunluktur. İlim, öğreticidir. İrfan ise öğrenen insanların bildiklerini tatbik etmek suretiyle eğitilmesidir. Böylece ilim sebep, irfan da onun sonucudur diyebiliriz. Eskiden Milli Eğitim Bakanlığının adı Maarif Vekaleti idi. Maarifin yanı irfanın karşılığı bugün ...

Devamını oku »

MİNA

  Mina, haccın mühim menasikinden bir kısmının icra edildiği bir yerdir. Müzdelife ile Mekke arasında yer alır, Harem bölgesine dahildir. Müzdelife vakfesinden sonra hacılar arefe günü, sabah namazından sonra buraya gelirler. Burada kurban kesip ihramdan çıkarlar ve tıraş olurlar. Kurban bayramının birinci günü önce büyük şeytana yedi taş atılır, temettü’ ve kıran haccı yapanlar kurbanlarını keser veya kestirirler ve sonra ...

Devamını oku »

MÜZDELİFE

  Müzdelife, hac menasikinin cereyan ettiği mühim alemlerden biridir. Arafat’la Mina arasında yer alan dar bir bölgedir. “Muhassar Vadisi ile Me’zemeyn arasında kalan yer” diye tarif edilir. Bu bölgeye Müzdelife denmesinin sebebi ihtilaflıdır. Bazı alimler, ictima (toplanma, bir araya gelme) manasındaki izdilaftan geldiğini söylemişlerdir. İzdilaf için, iktirab yani “yakınlaşma“dır diyen de olmuştur. Orası Allah’a yaklaşma yeridir. Bazıları Arafat’tan sökün eden ...

Devamını oku »

MANEVİ ATMOSFER

HER şeyin iki yönü vardır. Her varlığın çift-çift yaratıldığı da muhakkaktır. Yaratılan her varlık, ikizleriyle beraber yaratılmıştır. Ve eşya zıtlıklarıyla kâimdir. Evvel, âhirin karşılığı olduğu gibi, zâhir de bâtının karşılığıdır. Ağacın kabuğu olduğu gibi özü de vardır. Karpuzun, kavunun kabuğu olduğu gibi özleri de vardır. Aslolan da özüdür. Kabuk, özü koruyan ve besleyen olması itibariyle önemlidir. Maddi koruyucuları olduğu gibi, ...

Devamını oku »

ŞEVVAL AYI

  Sözlükte “yukarı kalkmak, yükselmek; kaldırmak” anlamlarındaki şevl kökünden türeyen şevvâl kelimesi, kamerî yılın Ramazan’dan sonra ve Zilkade’den önce gelen onuncu ayının adıdır. Şevval kelimesinin onuncu aya ad olması değişik şekillerde açıklanmıştır. Araplar kamerî ayların eski adlarını değiştirirken bu ay yaz mevsiminde havanın sıcak olduğu bir döneme rastladığı için bu adın verildiği rivayet edilmektedir. Develerin çiftleşme mevsiminde kuyruklarını kaldırmalarından dolayı ...

Devamını oku »

ZEMZEM

  RİVAYETE göre Hz. İbrâhim’in kendilerine bıraktığı az miktardaki su ve erzakın tükenmesi üzerine ıssız Mekke vadisinde oğlu İsmâil’in susuzluktan ölmesinden endişe eden Hâcer, Safâ ile Merve tepeleri arasında su aramaya başlamış, gidiş gelişlerinin sayısı yediye ulaştığında Merve tepesinde iken oğlunu bıraktığı yerden bir ses işiterek Cebrâil tarafından kazılan topraktan su kaynadığını fark etmiştir. Çıkan su ile İsmâil’in oynadığını görmüş ...

Devamını oku »

HACER’ÜL ESVED

  Arapça’da “siyah taş” anlamına gelen Hacer’ül Esved, yerden 1,5 m. kadar yüksekliktedir. Yaklaşık 30 cm. çapında ve yumurta biçimindeki bu taşın siyaha yakın koyu kırmızı renkte olması sebebiyle böyle adlandırıldığı anlaşılmaktadır. Kaynaklar, Hacerülesved’in Hz. İbrâhim tarafından Kâbe’nin inşası esnasında tavafın başlangıç noktasını belirlemek amacıyla yerleştirildiği konusunda ittifak etmekle birlikte bu taşın menşei, tarihçesi ve mahiyeti hakkında, birçoğu zayıf isnatlara ...

Devamını oku »

KÂBE

    Sözlükte “dört köşeli veya küp şeklinde olmak” anlamındaki ka‘b (كعب) kökünden gelen ka‘be “küp şeklinde nesne” demektir. Kur’ân-ı Kerîm’de adı iki defa geçen Kâbe’ye bir kısmı yine Kur’an’da yer alan Beyt, Beytullah, el-Beytü’l-atîk, el-Beytü’l-harâm, el-Beytü’l-muharrem, el-Mescidü’l-harâm, el-Beytü’l-ma‘mûr, el-Meş‘arü’l-harâm, Beniyye, Devvâre, Kādis, Kıble, Hamsâ, Müzheb gibi çeşitli isimler de verilmiştir; halk arasında daha çok Kâbe-i Muazzama tabiri kullanılmaktadır. Mekke-i ...

Devamını oku »

HACC

  Hac, belirli fiillerin sadece Allah rızâsı için yapılmasından oluşan bir ibadettir. Kur’ân-ı Kerîm’de hac ibadetinin muhtelif safhaları hem şeklî hem de mânevî ve ruhî yönlerden tasvir edilerek çeşitli yararlarının bulunduğu belirtilir. Böylece insanlar, haccın hikmetlerini kavramaya ve gerek fert gerekse ümmet olarak onu lâyıkı vechile ifa edip âzami ölçüde hikmetlerini gerçekleştirmeye teşvik edilir. Mü’min’in hem malı hem de bedeniyle ...

Devamını oku »

HAYR VE SEVAP AYI

    Hz. Ebu Hureyre’den gelen bir rivayette Hz. Muhammed (s.a.s) buyurdular ki; “Sizden biri içiyle dışıyla Müslüman olursa, yaptığı her bir hayır en az on mislinden yedi yüz misline kadar sevabıyla yazılır. İşlediği her bir günah da sadece misliyle yazılır. Bu hal Allah’a kavuşuncaya kadar böyle devam eder.” Cenab-ı Hakk’ın kullarına karşı rahmetinin, mağfiretinin genişliğini ifade eden mühim hadis-i ...

Devamını oku »

MÜKÂFATI ALLAH’TAN OLAN ORUÇ

  Kainattaki hiçbir varlık başıboş, tesâdüfî yaratılmamıştır. Her varlık mutlaka belli hikmetlere binaen yaratılmıştır. Bu hikmetleri kısaca Allah’ın esmasına ayine olmak ve insana hizmet etmek başlığı altında toplayabiliriz. Eşref-i mahlûkat olan insana hizmet etmek diğer varlıklar için bir şereftir. Elbetteki bütün varlıkların kendisine hizmet ettiği insanın da, kendine yakışan bir vazifesi olmalıdır. Biz o vazifeyi “Ben insanları ve cinleri ancak ...

Devamını oku »
css.php