Ana Sayfa » Köşe Yazarı : Necdet İÇEL

Köşe Yazarı : Necdet İÇEL

Necdet İÇEL

VAZİFEMİZİ YAPALIM!

Ebu Hureyre (ra) anlatıyor: “(Ey Muhammed!) Sen sevdiğini hidayete erdiremezsin ama Allah dilediğine hidayet verir.” (Kasas; 56) ayeti Resulullah’ın (sas), amcası Ebu Talip’in İslam’a girmesini ısrarla istemesi üzerine nazil oldu.” Bu ayetin, Hz. Peygamber’in (sas) amcası ile alakalı olarak nazil olduğunda müfessirler icma ederler. Hz. Peygamber (sas), amcası Ebu Talip’i çok seviyordu ve bunun da sebepleri vardı. Şöyle ki: Ebu ...

Devamını oku »

PEYGAMBERİMİZ, DİN VE SAMİMİYET – İHLAS

Her sene nisan ayının içerisinde alemin iftihar tablosu olan Hz. Muhammed’in (sas) kutsi veladetini kutlamaktayız. Bu sene yeni bir başlık altında ve farklı yönüyle O’nu hep beraber anmaya çalışacağız. Hz. Muhammed (sas) çok yönlü ve cami bir peygamberdir. Peygamberlerden bir peygamber ve onların hâtemidir. Onun peygamber oluşunun yüzlerce, binlerce alâmeti ve delilleri vardır; geçmiş zaman, enbiyayı salife ve nurani şahsiyeti, ...

Devamını oku »

ADAVETE ADAVET; MUHABBETE MUHABBET

  Barış, saadet ve esenlik gibi manalara gelen “İslâm” kelimesi, Müslümanlığın genel ifadesidir. Temelinde barış bulunan bir dinin mensupları olarak bizim lügatimizde da kin, nefret, intikam ve adavet gibi sözcükler yoktur ve olamaz. Şayet bunlar lügatimizde bulunacaksa, Üstat Bediüzzaman Hazretleri’nin ifadeleri içerisinde “Sen asıl nefsine düşmanlık et, adavete adavet et, kinine kinlikte bulun ve bunların mahvına çalış” olmalıdır. Efendimiz (sav), ...

Devamını oku »

MÜNÂKAŞAYI TERK ETMELİYİZ

Birlik ve beraberliğimizin, kardeşliğimizin tesisi ve devamı için münakaşayı terk etmeliyiz. Özellikle dinî konularda münakaşa etmemeliyiz. Hele imânî meselelerin münakaşa haline getirilmesi kesinlikle caiz değildir. Efendimizden (sas) rivayet edilen bir Hadis-i Şerifte: “Ümmetim yetmiş üç fırkaya ayrılacaktır. Bu fırkalardan, sadece birisi kurtulacaktır” buyurulmuş [1][1]” “Bunlar kimdir?” diye sorulunca da “Benim ve ashabımın üzerinde bulunduğu yolda olanlardır” cevabı verilmiştir Bu hadisin ...

Devamını oku »

TATLI DİL

Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarırmış. Bizler Müslümanlara ve insanlara karşı çok yumuşak sözlü olmalıyız. Özellikle tebliğ ve irşat meselesinde “kavli-leyyin” e dikkat etmeliyiz. Taha suresinde Cenab-ı Hak Hz. Musa (sas) ve Hz. Harun’a hitaben şöyle buyurur: “Gidin firavuna; zira o iyice azdı. Ona tatlı, yumuşak bir tarzda hitap edin. Olur ki aklını başına alır yahut hiç değilse biraz çekinir.” (Taha: ...

Devamını oku »

SÖZÜNDE DURMAK

  Münafıklığın alametleri sayılırken bunların bir tanesi de “Vaat ettiği zaman sözünde durmamak” olarak ifade edilir. Ehl-i kitap sözünde duruyor ve yalan söylemiyorsa Kur’an-ı Kerim onu takdir etmiş, bir Müslüman vaadinde durmuyor ve yalan söylüyorsa takbih etmiştir. Al-i İmran Suresi’nde: “Ehl-i kitaptan öylesi vardır ki kendisine yüklerle altın emanet bıraksan onları sana öder. Ama öylesi de vardır ki, bir altın ...

Devamını oku »

KUL HAKKI

Usulcüler, hak ve vazifeleri sayarlarken en başta Allah hakkını ifade etmişler ve sonra kulların hakkına dikkat çekmişlerdir. Kul hakkının da başında muhakkak ki anne ve baba hakkı vardır. Cenab-ı Hak,”Rahman” ve “Rahim” olduğundan öbür âlemde kendisine müteallik olan hakları, kul eğer kabre imanla giderse bağışlayabilir. Fakat kul haklarıyla giderse kullar haklarını helal etmediği sürece Allah onları bağışlamayacaktır. Ebu Musa’nın Resulullah’tan ...

Devamını oku »

İLİM VE ÂLİM

Peygamberlerden sonra yeryüzünün en faziletli insanları âlimlerdir. Âlimleri kıymetli yapan da onlardaki ilimdir. Bu hususta büyüklerimizin pek çok sözlerini kaydederek ilim ve âlimin faziletine dikkatlerinize sunmuş olacağım. Hz. Ali, talebesi Kumeyl’e şöyle demiştir: “Ey Kumeyl! İlim maldan daha hayırlıdır. Çünkü ilim seni, sen ise malı korursun. İlim hâkim, mal ise mahkûmdur. İnfak malı azaltır, ilim ise artırır.“ “Âlim bir kimsenin ...

Devamını oku »

İMAM-I RABBANÎ VE CİHANGİR

Ekber Şah, 1014 (1605) senesinde ölünce oğlu Cihangir tahta geçti. İmam-ı Rabbâni bu duruma çok sevindi. Çünkü Cihangîr’in, babasının aksine İslâmiyet’e bağlı olduğunu düşünüyordu. Yazdığı bir mektupta ondan “İslam padişahı” diye bahsetmişti. Ancak Cihangîr de ilk zamanlardaki istikametini ve çizgisini koruyamadı. Zamanla, Müslümanlara yönelik haksızlıklar yapmaya başladı. Etrafını dolduran Şiî uleması, yönlendirmeleriyle Cihangîr’e çok hatalı icraatlar yaptırdı. Cihangîr, 1028 (1619) ...

Devamını oku »

HOCAM

1960 askeri darbesinden sonra iki bakanıyla birlikte bir başbakan idam edilmiş ve Türkiye’ye karanlıklar üstüne karanlıklar çökmüştü. Çocuk olmama rağmen çevremin ve babamın anlattıklarından ve atmosferlerinden bunu bütünüyle hissediyordum. İzmir’in Torbalı ilçesinin Korucuk Köyü’nde yaşayan bir ailenin çocuğuyum. Bunu Cenab-ı Hakk’ın bir lütfü ve bir ihsanı olarak kabul ederim. Zira rahmetli babam olabildiğince imanlı, irfanlı ve şuurlu bir zat idi. ...

Devamını oku »

GİZLİCE ALMAK

Kur’an-ı Kerim’de Maide           Suresi 38.ayette “sirkat” kelimesi, Türkçemizde “hırsızlık” diye ifade edilmiştir. Hırsızlık; başkasının malını gizlice alma manasına gelir. Fıkıhçılar hırsızı şöyle tarif ederler: “Başkasının mülkü olduğu kesinlikle bilinen nisap miktarı veya nisap miktarını bulan, korunan bir malı gizlice alan akil ve baliğ kimsedir.” Bu vasıflardan biri olmazsa hırsızlık tarifi gerçekleşmediği için ayette geçen ceza da onlara tatbik edilmez. ...

Devamını oku »

BEDDUA

  Dua ve mülaaneden farklı olan beddua bütün Peygamberlerin ağzından sâdır olduğu gibi âlemlere rahmet olan Muhammed Peygamberimiz’den de (sas) sâdır olmuştur. Müstahakkı olduğu kimselere yapılan beddua, onların şefkat ve merhametlerine ters olarak kabul edilmemiştir. Allah’ın Celâl’inde Cemâl tecellisi gibi bazen beddualarda da ayrı bir cemal, güzellik ve rahmet vardır. Vücutta kanserli veya hastalıklı olan yerlerin bir cerrahi müdahale ile ...

Devamını oku »

SABIRLA ALLAH’TAN YARDIM

  Peygamberimizle (asm) beraber nübüvvet tamamlanmış, arkaya sadece mübeşşirat kalmıştır. Mübeşşirat, ümmetin gördüğü salih ve sadık rüyalardır. Bu hafta içerisinde Türkiye’nin aşere ve takrib üstatlarından Mustafa Asım Uşşaki Hoca Efendi bana telefon açtı ve halimi hatırımı sordu. Takriben üç saat sonra bir daha arayarak bir salih ve sadık rüya gördüğünden bahsederek şunları anlattı: “Rüyamda, kendisine değer verdiğim bir zat-ı muhterem, ...

Devamını oku »

ARALARINI ISLAH…

    Ancak birlik ve beraberlik ruhu içinde olan insanlar başarıya ulaşabilirler. Birbirlerinden uzaklaşmış, çeşitli nedenlerle tefrikaya düşmüş ve sürdürülen fitne sebebi ile her türlü bağları kopmuş bir topluluk bu haliyle değil başarmak, normal hayatlarını bile sürdüremez. Binaenaleyh her toplumun içerisinde olabilecek bu gibi durumların düzeltilmesi, en başta idarecilerin ana vazifelerindendir. Bizi ve toplumu çok iyi bilen Hz. Allah “Kardeşlerinizin ...

Devamını oku »

EMÂNET

  EMANET, hıyanetin zıddı olup güven, sadakat, emniyet mânalarına gelir. İslâm dini adalet ve emniyete çok fazla ehemmiyet atfeder. İçtimâî ve ferdî huzurun, maddî ve mânevi kalkınmanın bunlara bağlı olduğunu belirtir. Aslında adaletle emniyet birbirinden ayrılmaz. Adaletin olmadığı yerde emniyet ve güven de olmaz. Cenab-ı Hak Rahmân suresinde semâvatın bile adaletle nizamda, kıyamda olduğunu belirttikten sonra insanlar arasında adaletli, ölçülü, ...

Devamını oku »

FİTNE ZÂLİMLERİ TEMİZLER

  FİTNE sırasında emr-i bi´l-ma´ruf ve nehy-i ani´l-münkerde bulunurken, icabında bunu terke kadar varacak bir teennî içerisinde olmanın ehemmiyetini ifâde zımnında diğer bazı nassları da burada kaydedebiliriz: İbnu´l-Arabî´nin Ahkâmü´l-Kur´ân´da kaydettiği bir rivayette Hz. Peygamber (s.a.s) şöyle buyurmaktadır: “Fitneden ikrâh etmeyin, zira o, münâfıkların hasadıdır.” Taberânî´nin Evsat´ından naklen verilen şu hadis de bu mâ´nayı te´yîd eder: Allah diyor ki: “Ben buğz ...

Devamını oku »