Nevzat Karataş

Doktor ve pehlivan

Nevzat Karataş

 

Tesadüfe bakınız ki, bu açıklamaları yapan doktor o gece hastalanarak öldü. Hastası olan güreşçi iyileşip uzun yıllar yaşadı.

Nice güngörmüş, tecrübe ve bilgi kazanmış; ilaç bilen hekim insanlar vardır ki ani bir ağrının arkasından hayata veda ederler. Yine nice çaresiz kimseler vardır ki şifa bulur uzun yıllar yaşarlar.

RABBİM İSTEMEZSE

İnsanların başına gelen dertler, belalar, musibetler ilahi kaderin tecelli etmesidir. “ Müslüman olarak başımıza gelen her türlü olay kaderdir.” Cümlesi ancak olay başımıza geldikten sonra söyleyebileceğimiz bir ifadedir. Bu bir teslimiyettir. Gelen her tür musibet, olumsuz olay rabbimizden gelmektedir. Yani onun rızası olmadan başımıza gelmez.

Bu hususta Rabbimiz “De ki, Bizim başımıza ancak rabbimizin yazdığı gelir başkası gelmez.”

Yani başımıza gelen her türlü olay ancak rabbimizin izni ile gelir. Ancak bu şöyle anlaşılmamalıdır, “başıma gelen olaydan ben sorumlu değilim, Rabbim gönderdi.” Başımıza gelen her türlü hadise – olumlu veya olumsuz- ya bizim irademiz, istememizdendir. Veya biz istemeden rabbimiz bizi imtihan etmek için o sıkıntıyı veya nimeti bize vermiştir.

Kısaca olay bitmişse “Kaderimmiş” deyip sıkıntıları savuşturmak için çalışmalıdır. Çünkü kâinatta ki her şey bir hesaba göre yürümektedir

Fakirin birisinin bütün serveti, gözü gibi koruduğu bir altını varmış. Yolda kaybetmiş, bütün aramalarına rağmen bulamamış. Birkaç gün sonra oradan geçen bir başkası hiç aramadan, aklından da geçmemişken o altını bulmuş ve almış. Dikkat edilirse birisi ısrarla ve sürekli aramış ama bulamamış, diğeri hiç aramadan zahmet çekmeden bulmuştur.

İnsanların mutluluğu ve mutsuzluğu daha anne karnındayken yazılmıştır. Nice hesapsız mala, mülke sahip olduğu halde o nimetlerden yiyemeyen insanlar vardır. Yiyebilenlerin yemesi de, yiyemeyenlerin çaresizliği de kaderi ilahinin bir cilvesidir.

ALLAH’I DEĞİL ALLAH’A ŞİKAYET ET

Bir baba oğlunu elindeki sopayla hışımla dövüyormuş. Oğlu babasına demiş ki, “Baba ben suçsuzum. Beni dövme…  Birisi beni dövse, bana haksızlık etse sana koşar, ağlar şikâyet ederim. Şimdi beni döven sensin, canımı yakıyor, incitiyorsun. Kime şikâyet edeyim?

Yarın başımıza gelecek olandan haberimiz olamaz. Hangi hastalıktan, ne zaman nerede öleceğimizi bilemeyiz. Bütün gayretimize ve çırpınmamıza rağmen kar mı, zarar mı edeceğimizi de bilemeyiz. Bu durumu, etiketimiz, makamımız ne olursa olsun değiştiremeyiz.

O zaman yapmamız gereken, bütün bir içtenlikle gayret içerisinde çalışmak, rabbimizin gösterdiği yönde, doğru olana ulaşmak arzusu ile sebepleri yerine getirmek ve neticesini yüce rabbimizden beklemektir. Gelen neticeyi de “Lütfun da hoş, kahrında hoş” anlayışıyla karşılamaktır.

Özellikle başımıza gelen, bize göre olumsuz hadiselerde Şeyh Sadi Şirazi’nin şu sözüne kulak vermektir.  “Ey akıllı adam! Sakın Allah’tan şikâyet etme. Allah’a şikâyet et, istediğini ondan iste” Rabbim samimi olarak sadece rabbinden isteyenlerden etsin, riyadan, gösterişten korusun. Hayırlı cumalar.

 

 

Yazarın Diğer Yazıları

Çerez Bildirimi

Sitemizde, daha yüksek bir kullanıcı deneyimi sunmak ve deneyimlerinizi kişiselleştirmek amacıyla, Gizlilik Politikası, Çerez Politikası ve KVKK Aydınlatma Metni sayfalarında belirtilen maddelerle sınırlı olmak üzere ve ilgili yasal düzenlemeler çerçevesinde çerezler kullanıyoruz.